Forum İstanbul Yıllık Konferanslar Yıllık Konferanslar Forum İstanbul Ödülleri Yayınlarımız Forum Fakülte
Sponsorlarımız
Basında Forum İstanbul
Bize Ulaşın

İstanbul, 5 Mayıs 2005

VİZYON VE STRATEJİ İLE BİRLİKTE HUKUKİ VE KURUMSAL ALTYAPIYI OLUŞTURMADA DEVLETİN ROLÜ, TÜRKİYE’NİN E-DÖNÜŞÜM GİRİŞİMİ

Prof. Dr. FATOŞ TÜNAY YARMAN VURAL

ODTÜ Öğretim Üyesi

Bilginin tanımını tam ve bütün olarak yapmak, bilginin öğelerini çok iyi anlamak ve tanımlamak zorundayız. Nedir bilgiyi oluşturan temel öğeler diye baktığımız zaman, her şeyden önce farkındalık gelmekte. Daha sonra gözlemleme, algılama, anlama, paylaşma, iş bölümü, eşgüdüm, bilgiye dayalı karar verme ve sonuç olarak da bilgiye dayalı hareket. İşte bilginin temel öğeleri dediğimiz bu öğelerin üzerinde günlerce, saatlerce tartışmak, bu öğeleri analiz etmek ve kendi ulusal bilgi öğelerimizi oluşturmak zorunluluğumuz vardır. Bilgi öğeleri açık ve seçik olarak belirlenmeden kullanılan bir güvenlik sisteminin güvenliği asla sözkonusu değildir ve ulusal güvenlik için her ulusun kendi siyasi, coğrafi, askeri, ekonomik ve politik yapısına göre bilgi öğelerini belirlemesi ve bu öğelere uygun güvenlik teknolojilerini geliştirmesi gerekmektedir. Başka ulusların bilgi öğelerine göre üretilmiş bilgi teknolojilerini satın alarak kullanmak, o ulusların bizim için biçtiği rolü oynamaktan öteye gidemez. Dördüncü katmanda medyadan ve sivil toplum kuruluşlarından bahsettim. e-dönüşün Türkiye’de medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının son derece kritik bir rolü vardır. Eski paradigmadaki haber yerini birtakım toplumsal öncelikleri içeren farkındalık yaratmaya, sansasyon ve rating toplumsal bilince, pasif izleyiciyi içeren programlar yerini katılımcı aktif vatandaş için geliştirilen programlara, kurallara uyan izleyici yerini kuralları geliştiren, sahiplenen vatandaşa ve bütün bunları hayata geçirmek için de medyamızın, sivil toplum örgütlerimizin çok yakın bir işbirliğine ihtiyaç vardır.

Bir sonraki katman üniversite ve sanayi katmanıydı. Üniversite, 100 yıllık Bologna Üniversitesi’ni çoktan geride bırakmıştır. Bilim için elitist birim yerine toplum ve sanayi ile bütünleşmiş güdümlü birime, para ve kaynak optimizasyonu kar optimizasyonu bundan çok daha fazla avantajlar sağlayan kaynaklar sağlayan bilgi maksimizasyonuna, rekabet büyük ölçüde işbirliğine, üretimi, üretimi gerçekleştirmek için gerekli tasarımları yöntemleri geliştirmek için gerekli argeye ve işveren müşteri ilişkisi, işveren-müşteri ortaklığına dönüşmüştür. Burada devlet firma ortaklıklarından bahsediyorum.

Son katman, devlet katmanıydı. Her şeyin üstündeki katman. Burada 5 temel kavramdan bahsetmek istiyorum. Finansman, idari-mali yapı, organizasyon, yönetişim, liderlik. e-devlet projeleri çok yüksek kaynak gerektiren projeler. Bu parayı nereden bulacağız? Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, web tabanlı sistemlere geçişle devletler % 70’e varan tasarruflar sağlamaktadırlar. Türkiye’miz için bu beklenen tasarruf 100 milyar dolar mertebesindedir. Türkiye Cumhuriyeti devleti büyük bir devlettir. Kaçakları fazladır. Tasarruf da tabii ki bu boyutlarda olacaktır. Eğer biz bu tasarrufu bir şekilde ulusal endüstrimizin gelişmesine aktaracak sistematiği, yöntemleri bulabilirsek bir taraftan devletimizi hızlandıracağı, verimlendireceğiz, vatandaşımıza hizmeti götüreceğiz. Diğer taraftan da bilişim sektörümüzü uluslararası pazarlarda rekabetçi yapacağız, öncü yapacağız. Peki nasıl bir yöntemle biz bu 100 milyar dolarlık kaçakları sanayicimize aktarırız? Bunun için e-devlet projelerinin yapısını son derece iyi anlamak, analiz etmek gerekmektedir. e-devlet projeleri yoğun teknoloji gerektiren, planlama gerektiren projelerdir. Bu tarz projelerde sistem analizi birinci stepdir ve sistem analizi neredeyse teknik şartnameye karşı gelmektedir. Yani sistem analizini hangi firma yapacaksa teknik şartnameyi o firmanın yazması gerekmektedir, ki bu bir çelişkidir. O zaman klasik ihale yöntemlerimizi, şartnamelerimizi bir tarafa bırakarak, işveren müşteri ortaklığından ihale yerine ortaklık çağrısından, şartname yerine de ortaklık çerçevesinden bahsediyorum. Çok kabaca örnek vermek gerekirse, devlet firmalara çağrıda bulunacak. e-firmalar bir tanenizi ortak seçeceğim. Ama şu şu koşulları sağlayanlar arasından. Yalnız sizi ortak seçtiğim zaman kardan belli bir oranın üstünde alamazsınız. Yanınıza mutlaka 3-4 firma daha alacaksınız. Sivil toplum kuruluşlarını alacaksınız. Üniversiteyi alacaksınız. Yabancı partner gerekiyorsa alacaksınız diye koşullarını belirleyecek. Ortaklık çerçevesinde de şartname değil, performansa dayalı çıktıya dayalı birtakım ölçütler getirecek. Elde edecekleri nedir? Sistemin ekonomiye katkısı ne olacaktır? Maliyet-yarar analizi nedir? Finansman modeli nedir? Vatandaşa verilecek hizmetler neler olmalıdır gibisinden değerleri değerlendirmeli. Mevcut idari yapımız ne yazık ki e-devlet projelerini hayata geçirmek için değil, hayata geçirmemek için adeta yapılmış gibidir. 2-3 yıllık bütçelerimiz var. Oysa ki, çok daha uzun vadeli plan ve bütçelere gereksinim duyuluyor. Kurum bazında bütçeler alıyoruz. Oysa ki, kurumlar arası bütçeler gerekiyor. Mevcut sistemleri korumaya çalışıyoruz. Mevcut sistemleri değiştiren yasalara, yönetmeliklere ihtiyacımız var. Kontrol denetleme yerine esneklik yenilik getiren yasalara ihtiyacımız var. Vatandaşa karşı kurumsal sorumluluk değil, ortak sorumluluk gerekiyor. Şartnameye göre bütçe değil, performansa göre bütçe belirlememiz gerekiyor.

Son üç dakikada devletimizde, kurumlarımızda organizasyon yapımızı değiştirmek zorundayız. Hiyerarşik yapıyı değiştirerek “A” tarzında bir yönetim sistematiği belirlemek durumundayız. Ancak, bu şekilde iki kurumun bir haftada, 15 günde haberleşmesini saniyeler mertebesine indirebilmemiz mümkün olabilecektir. Her kurum kendi yetki ve sorumlulukları ile hareket etmeli ancak vatandaşın karşısına tek vücut olarak çıkmalıdır. Burada tabii ki kurumların bir araya gelerek, sanal organizasyonlar oluşturmasından bahsediyoruz. Her kurum kendi içinde bağımsız fakat vatandaşın karşısında işlere göre bir araya gelen sanal organizasyonlar oluşturmak durumundadırlar.

Yeni bir kavram, yönetişim. Yani birileri beni yönetmiyor. Ben birilerini yönetmiyorum. Hep birlikte birbirimizle yönetişiyoruz. Yönetenler ve yöneticiler işlerine göre sürekli değişiyorlar. Bilgi tabanlı yönetişim, hızla değişen koşulları değerlendirecek, bilgi tabanlı işlem ve organizasyonlar kuracak ve ulusal vizyon stratejileri geliştirecek. İşte bu tarza siber vatan ve siber vatandaşla ilgili kavramları hayata geçireceğiz.

Tarihten bir ders var. En büyük bilgi tabanlı yönetişimin örneğini Osmanlı imparatorluğunda görüyoruz. Gidip, baktığınız takdirde, son derece mükemmel bir toprak sistemi ve bunu dağıtıp, bir idare sistem üzerine oturtmuş sancaklar eyaletler ve merkez olarak. Bir ulusal bilgi sistemi kurmuş, mufassal defterler ve icmal defterlerinde. Her bilgiyi, her üretimi, her kaynağı en ince ayrıntılarına kadar gözleyen bir sistem.

Son kavramımız liderlik. Bence 21’nci yüzyılda değişen en önemli paradigmalardan bir tanesi liderlik. Arz ve talep edilen imza kartonlarında insanların el pençe divan durdukları makamlar artık tarihe karıştı. Tarihe karıştı diyorum ama buradaki bu şeffafta da devesini kölesiyle paylaşan Hazreti Ali’yi simgelemek istedim. Yani birlikte çalışan mesai arkadaşlarıyla omuz omuza veren, sürekli eğitilen. Liderlerimizde ciddi bir eğitim problemi var. Bilgi ve performans yönetimini bilen, çevreye duyarlı, kendisini işine adamış, heyecanlı, bizi bilen liderlere ihtiyacımız var. Bu salonda tabii ki böyle liderlerimiz var. Ben kendileriyle çok yakından çalışma fırsatını bulduğum için de şanslı hissediyorum. Ama genel anlamıyla liderlik paradigmasında da çok ciddi bir değişime gitmemiz gerekiyor.

Sözlerimi sonuç şeffafı ile değil, bir başlangıç şeffafı ile bitiriyorum. Yeni bir düzen kurmaya çalışıyoruz. Eski paradigmalarımızı değiştirmek zorundayız. Bilmekten daha önemlisi bilgiyi paylaşmayı bilmektir. Teknoloji tek başına bizi asla ileriye götüremez. Önemli olan, teknolojiyi satın alarak değil, teknolojiyi üreterek kullanmaktır. Bakınız, burada yaşıyor. Değişimi gerçekleştirmek, geleceği tasarlamaktır. Geleceği tasarlamayan bir ulusun gelecği yoktur. Hepinizi tekrar saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Teşvikiye Cad. Sadun Apt. No: 105/6 İstanbul

Telefon: +90 (212) 227 61 52/53/54 +90 (212) 261 57 39 Faks: +90 (212) 227 61 44

Copyright © 2005 , forum istanbul

Powered by VediusCMS