İstanbul, 11 Mayıs 2006 ENERJİNİN GELECEĞİ VE BÖLGESEL ENERJİ KORİDORU OLARAK TÜRKİYE *Panelist
JAN NAHUM Petrol Ofisi Genel Müdürü
Teşekkür ederim. Petrol Ofisi biliyorsunuz enerji değer zincirinin tüketiciye en yakın tarafında faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla, Sayın Bakanım biraz önce otomotiv sanayii ile alakalı, otomotivdeki petrol tüketimi akaryakıt tüketimi ile alakalı söylediği noktadan ben başlayacağım. Sonra Petrol Ofisi’nin Türkiye’nin enerji koridoru rolünün ne olduğunu açıklayacağım. Daha sonra da, Petrol Ofisi’nin yeni vizyonunu açıklayacağım.  Türkiye’de bugün 1000 kişiye 70 otomobil veyahut da 150 vasıta düşüyor. Türkiye’nin 70 milyon insanı var ve kişi başına geliri kabaca 5000 dolar. Türkiye çok ciddi bir gelişme süreci içinde. En az % 5’lik bir gelişmeyi önümüzdeki 10-15 yılda sürdürürse kişi başına GSMH’sı 15 ile 20 bin dolar seviyesine erişecektir. Böyle olduğu an otomotivde değişmeyen bir şey var genel kurul var, otomobil talebinde müthiş bir patlama göreceğiz. Şöyle görebiliriz: Türkiye’de 1000 kişiye düşen 70 otomobil, Avrupa’da 1000 kişiye 450-500, Amerika’da 750. Tüm komşularımızda 150’nin üzerinde. Dolayısıyla, müthiş bir patlama bekleyebiliriz. Bu da şu demek: Aşağı yukarı otomobil yüzdesi 300-400 kişiye çıksa, 15 yıl içinde olacak 80 milyonluk bir Türkiye’de bu aşağı yukarı 25 milyon araç demektir. 5 milyon ticari araç var. Bunun da artan işle 10 milyona çıkacağını beklesek, Türkiye yollarında bugünkü 10 milyon aracın 35 milyona yani 3.5 misline çıkacağını bekleyebiliriz. Yani esasen şuna bakıyoruz: Sayın bakanımızın dediği gibi, Türkiye’de halen akaryakıta bağımlı olan otomobil ürününün bugünkü net 3.5 misli bir tüketimi körükleyeceğini bekleyebiliriz. Ama biz buna şu anda da izlemek durumundaydık Fakat tam olarak izleyemiyoruz. Gizli bir verimlilik hakikati var. O da şu: Eski araçların verimliliği ile Türkiye’de üretilmekte olan ve gelmekte olan yeni araçların verimliliği arasında yakıt verimliliği tüketim verimliliği arasında büyük bir fark var. Farkımız çok süratle yenileniyor ve eskiden çok yakıt tüketen araçlar daha az yakıt tüketen araçlara doğru gelmekte. Bunun çok detaylı hesapları yapılmamış olmasına rağmen, önümüzdeki yıllarda tüketim verimliliğinden % 2.5 misli artacağını tahmin edebiliriz. Türkiye’de park yenilendiği müddetçe tüketim çok süratli artmayacak. Parkın yenilenmesi bittikten sonra tüketim çok ciddi bir şekilde 2.5 misline kadar önümüzdeki 10-15 yılda artacak. Dolayısıyla, akaryakıt ürünlerinde ciddi bir artış beklemek doğal. Türkiye’de ciddi bir akaryakıt tüketimi olacaktır. Gene Sayın Bakan şunu dedi. Gazın da devreye girmesi sözkonusu olabilir. Evet, olabilir. Zaten oldu. LPG’yi de yani bizim sıvılaştırılmış petrol gazını da bir gaz olarak düşünürsek, bugün Türkiye, dünyada en fazla LPG’yi araçlarda kullanan ülkelerden bir tanesi. Bunu da çok çabuk yaptı. Çünkü LPG’nin maliyet yapısı ekonomik kıldı ve ciddi bir LPG tüketimi araçlara yansımış oldu. Biz de mesela Petrol Ofisi olarak bu konuda çok ciddi bir dağıtım teşkilatına sahibiz ve neredeyse 1.200 tane istasyonumuzda LPG’yi araçlara vermekteyiz. 1.2 milyon araç Türkiye’de LPG ile çalışmakta. Bunun bir adım ilerisi var. CNG’li araçlar. Yani doğal gazın basınç altında araçlarda kullanılma konusu var. Türkiye böyle araçları üretiyor ve ihraç ediyor. Bursa’da Tofaş’ın yaptığı Dublo’sunun önemli bir miktarı Avrupa’da CNG’li araç olarak kullanılmak üzere zaten üretilip ihraç ediliyor. Yani üretim teknolojisi Türkiye’de var. Ama dağıtım altyapısı yok. Bu da bir karar ve tamamen vergi politikasına bağlı olan bir karar. Eğer doğal gazın Türkiye’de kullanılması isteniyorsa kalıcı ve uzun dönemli vergi politikası ortaya konduğu takdirde, doğal gaz için bir altyapı kurma fırsatı var. Akaryakıt istasyonları doğal gazı, CNG’yi araçlara veren istasyonlara dönüştürülebilir, bunun yatırımı yapılabilir ve bu şekilde doğal gazın da kullanımı Türkiye’de araçlara sağlanmış olabilir. Tabii birçok fayda da mesela çevresel faydalar da devreye konmuş olabilir.
Çok az da olsa enerji konusunda petrol ithalatının azaltılmasına fırsat verir. Ama bu var ve yaygınlaştırılabilir. İkincisi, biodizel konusunda gerekli mevzuat yaratıldı. Bu konuda doğru adımlar atılıyor. Buradaki çok önemli konulardan bir tanesi sadece ve sadece yerli tarıma dayalı biodizelin devreye girmesi. Bu konuda da gerekli mevzuat yapıldı. Ama bu konuda da çalışmalar var. Önümüzdeki yıllarda bioyakıtta Türkiye için az da olsa bir katkı sağlayacak çıkış yolu gibi gözüküyor. Söylemek istediğim konulardan bir tanesi bu.
İkincisi, gene değinildi ama bence yeterince değinilmedi. 1970’li yıllardaki ilk enerji krizi döneminde enerji tasarrufu had safhada önemli bir konuydu. Çok ciddi şekilde hem kurumlar, hem bireyler bunun üstüne gittiler. Çünkü o zaman hakikaten enerjimiz yoktu. Bugün enerji pahalı ama enerjimiz var. Olduğu için de tasarruf konusu yeterince üzerinde durulmuyor. Bence yapabileceğimiz önemli konulardan bir tanesi enerji tasarrufunu hem bireysel olarak, hem kurumlar olarak, hem tüketiciler olarak değinmek. Sayın Bakanımız bu konuda yapılmış olan gelişmelerden bahsetti. Hakikaten bence bu önemli. Bunun üstüne gitmek lazım.
Üçüncüsü, biz Türkiye’nin bir enerji köprüsü olacağından bahsediyoruz. Olmayan enerjiyi biz taşıyoruz. Yani bir taşıma hizmeti vereceğiz. Hizmet konusunu geliştirebiliriz. Limanlarımıza çok ciddi miktarda gemiler gelecek. Bunlara biz her türlü hizmeti verebiliriz. Yani onların yakıtını ikmal edebiliriz. Onların yağını ikmal edebiliriz. Onların ihtiyaç duyduğu hizmeti verebiliriz. Dolayısıyla, biz bu defa daha çok hizmete yönelik bir enerji fırsatı yakalamanın yoluna bakmamız lazım ve o konuda markalaşmaya ihtiyacımız var. O konuda ciddi fırsatlarımız önümüzde var. Sadece bir taşıma hizmeti değil, geri kalan hizmeti de vermek önemli. Pire Limanı bu konuda çok ciddi bir yer Akdeniz’de. Biz bir şekilde o hizmeti Türkiye’ye taşımamız lazım. Geçenlerde Çanakkale’de açılmış olan Kepez limanı bunun için ideal bir konumda. Boğazları geçerken bekleyen gemilere çok ciddi hizmet verilebilir. Bu konuda çok daha fazla yapma fırsatımız var. Ceyhan bunun için ideal bir yer.
|
|
|