
Değerli konuşmacılar onar dakikada değerli konuşmalarını sunacaklar. Geri kalan vakitte de eğer sorularınız varsa onları soracaksınız. Tek tek soruları alacağız. Kesinlikle de vaktinde de toplantıyı tamamlayacağım.
Efendim konuşma sırasını kendi aramızda düzenledik. İlk konuşmacımız Evans olacak.
Simon Quijano-Evans Thank you Mr. Evans. Mr. Rajan. Ten minutes please.
Raghuram Rajan Thank you.
Mehmet Öğütçü Linda Yueh
Philippe Jurgensen Thank you. 10 dakika olduğunu unutmayın.
Altuğ Karamenderes Efendim sesim geliyor değil mi? İki kelime de ben etmezsem gırtlağım kuruyacak. Sayın Çetin Altan’ın söylediği gibi. Şimdi ben iktisatçıyım ve gerçek kaynağa inanırım. Gerçek maliyetin altındaki fiyatlarla kullanılan kaynakların kısa bir süre sonra fiktif kaynağa döndüğünü ve yakın bir geçmişte birçok ülkenin başını nasıl derde soktuğunu biliyoruz. Diplomatik nezaket dolayısıyla bunların ismini vermek ayıp ama 40 sene önce 1960’larda bütün dünya 1966 senesinde Sovyetler Birliği’nde kişi başına gelirin ABD’ne yetişeceğini tasavvur ediyordu. Hesaplar da bu yöndeydi ve Kruşçov meşhur BM’de ayakkabısını çıkartıp, “be burry you” diye masaya vurduğu zaman, kastettiği sadece askeri zafer değil, iktisadi zaferdi. Ama olamadı. İkinci söylemek istediğim, bu ülkelerin Rusya’yı bir tarafa bırakalım, acaba önümüzde projeksiyon yapılan dönemde dünya edebiyatına, felsefeye ve diğer sanatlara ne katkıda bulunabileceğini de keşke tahmin edebilsek. Çünkü özgür düşüncenin olmadığı yerde, bu katkıların çok büyük olacağı kanaatinde değilim ve öyle bir dünya tasavvur edemiyorum. Belli ülkeler ekonomik güçleriyle, askeri güçleriyle dünyaya hakim olmuşlar ama dünya bugünkü uluslararası edebiyat düzeyinden, felsefe düzeyinden ve diğer sanat düzeyinden oldukça geri kalmış. Bu ülkeler dünya insanlarını sadece ekonomik ve askeri güçte nasıl etkileri altına alacaklar doğrusu onu da merak ediyorum. Bu ülkelerin hatta daha evvel de çok gelişme gösteren ülkeleri şu ana kadar uluslar arası edebiyata, dünya edebiyatına –Rusya’yı bir kenara koyuyorum- felsefeye ve diğer sanatlara yaptığı katkılar göze alınınca insan pek de ümitli bakamıyor.
Şimdi soru alacağım. Saat 11:00’de bitireceğim.
Soru – Cevaplar: Soru: AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi, İktisat bölümü. Ben tüm konuşmacılara sormak istiyorum. Yaptığımız analizlerde altında yatan temel bir varsayım var. Finansal piyasaların tıkır tıkır işleyeceği. Yani finansal piyasalardaki herhangi bir kırılganlık bu süreci altüst edebilir. Yani ülkelerin potansiyelleri gerçekleşmeyebilir. Beni bu konuda tedirgin eden bir şey var. Amerika’nın 10 yıldan bu yana sürdürdüğü büyük cari açıklar. Bu cari açıklar sürdürülebilir değil ve acaba kaç yıl daha Amerika bu kadar cari açık vererek, dünya tasarrufunu emecek? Çünkü diğer ülkelerin büyüme potansiyelini bir nevi çalmış oluyor. Merak ettiğim, dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerikan ekonomisi acaba Ponzi oyunu mu oynuyor?
Cevap – Philippe Jurgensen Soru - Ayşegül: Boğaziçi Üniversitesi, Ekonomi son sınıf öğrencisiyim. Benim sorum Linda Hanım’a olacak. Girişimciliğe baktığımızda, büyük ülkelerin ortak bir payda olduğunu görüyoruz. Çin hükümetinin girişimciliğini desteklemesini ve bu konudaki görüşlerini bildirmesini istiyorum.
Dr. Linda Yueh Simon Quijano Evans Raghuram Rajan Mehmet Öğütçü Oturumu kapatırken büyük Çin ve Hint uygarlığını kesinlikle inkar etmiş değilim ama 2030 yılında benim de yaşamayacağım ama sizlerin, gençlerin büyük bir filozofu uluslararası alanda çok ünlü eserlerin ve hep ben öğrencilerime de söylüyorum, bir uzay yolu, bir bilim kurgu kahramanını görmek isterdim. Efendim bütün panelistlere çok teşekkür ederiz.