Forum İstanbul Yıllık Konferanslar Yıllık Konferanslar Forum İstanbul Ödülleri Yayınlarımız Forum Fakülte
Sponsorlarımız
Basında Forum İstanbul
Bize Ulaşın


İstanbul, 11 Mayıs 2006
21. YÜZYILIN BARIŞ VE REFAHININ ANAHTARI: BİRLİKTE YAŞAMA / CO-HABITANCE
*Panelist
 

 

MUHTAR KENT
Coca-Cola International Başkanı


Teşekkür ederim Sayın Başkan. Ben konuya izin verirseniz co-habitance tartışırken, co-habitance konuşurken, ekonomik kalkınmanın, ekonomik büyümenin co-habitance için hem mikro ekonomi açısından –şirketlerin rolü nedir burada- , hem de makro ekonomi açısından biraz kendi tecrübelerime dayandırarak tartışmak istiyorum.

 Şu tezden hareket ediyorum. Co-habitance’ın olabilmesi için ekonomik kalkınmanın, iktisadi kalkınmanın olması gerektiğini bunun bir varsayım olması gerektiğini düşünüyorum. Aynı zamanda, farklı kültürlerin uyum içinde yaşamaları gerektiğini düşünüyorum, co-habitance’ın sürekli olarak devam edebilmesi için. Kalıcı olabilmesi için. Tabii genellikle ülkelere baktığımız vakit, esasında şirketlerden pek farklı görmüyorum. Önce şirketlere bakalım. Şirketlerin bugün çoğu dünya yüzünde ister gelişmekte olan ülkelerde olsun emerging marketlerde, isterse gelişmiş ülkelerde olsun şirketlerin çoğu halka açık şirketler. Sermayeyi topluyorlar ve sermayeyi değere dönüştürüyorlar. Değişik ülkelerde, değişik coğrafyalarda çok uluslu oldukları vakit benim şirketimin olduğu gibi, veyahut da bir ulus içinde oldukları zaman da. Ama bir vizyondan hareket ediyorlar ve büyümeleri gerekiyor. Büyüme olmadığı vakit, şirketler ayakta kalamıyorlar. Ya başka şirketler tarafından satın alınıyorlar, ya da pazarda kalamıyorlar. Şirketler için büyüme şart. Büyümenin olabilmesi için de bir vizyon olması lazım. İleriye dönük, 10 yıllık vadede bir rüyanın olması lazım. Oradan hareket etmek lazım. Ülkeler de bundan çok farklı değiller. Bugün Türkiye açısından 2023’e baktığımız vakit, burada da çok düzgün bir vizyonun olması lazım. Büyümeyi Türkiye nasıl gerçekleştirecek? Büyüme olmadığı vakit de co-habitance’ın tam olarak, kalıcı olamayacağını kanaatindeyim. Farklı kültürlerin beraberce, uyum içinde yaşayamayacaklarını düşünüyorum. Onun için büyüme şart. Bu büyümeyi düzgün gerçekleştirmek lazım. Gerekli proseslerin, gerekli sosyal eşitliklerin, gerekli sosyal reformların, eğitim reformlarının, sosyal sigorta reformlarının vs. yerinde olması lazım. Tabii ki o büyümeden kalıcı co-habitance’ın çıkabilmesi için. Ama şöyle düşünüyorum. Bugün birkaç örnek vermek gerekirse, Türkiye son 3-4 yıldır gayet iyi bir büyüme kaydediyor. Ama bunun da yeterli olamadığını görüyoruz. Hindistan gibi, daha değişik Asya ülkelerinde büyümenin daha iyi yaratıldığını görüyoruz. Bu büyümenin daha çabuk, ülkeler açısından değere dönüştüğünü görüyoruz. Daha geçen hafta bir Hindistan Parlamenter heyeti ile birlikte idi. Hindistan’da biliyorsunuz 75’e yakın lisan var. Hindistan’da birçok ırk var. Hindistan’da ırklar, kültürler tarafından yapılan ırka dayalı aksiyonların % 35 azaldığını söylediler bana, son 4-5 yılda. Bu büyümeden kaynaklanıyor. Bu refahın doğru düzgün insanlara aktarıldığından kaynaklanıyor. İrlanda’da bir iç harp vardı biliyorsunuz. 1980’li yıllarda 1990’lı yıllar arasında İrlanda GSMH’sını 2.5 misli katladı. Yani 11.000 dolardan 27.000 dolara çıktı. Ne iç harp kaldı, ne de başka bir şey. Bunun sebebi de yine bir vizyon vardı. Büyümenin ana unsurlarından bir tanesi şirketlerdir. Bir ülkede büyüyen şirketler olduğu vakit, o ülke kalkınır, o ülke büyür. Bu bir farzdır. Bu olmadan hiçbir şekilde o ülkeler kalıcı şekilde büyüyemezler. İrlanda da bunu yapabildi. Neden? Önünü açtı. 10 yıllık bir perspektifte yeni kanunlar geliştirdi, yeni reformlar yaptı. Yabancı sermaye aktı. Yabancı sermayenin akması için kalıcı reform gerekiyor. Kalıcı reform olduğu vakit, önünü görebildiği vakit bir girişimci de, büyük bir şirket de parasını yatırır. Hindistan da bunu çok iyi şekilde başarıyor. Bunun gibi örnekler var. O bakımdan ben şöyle toparlamak istiyorum. Co-habitance için ve Türkiye’nin de 2023 yılında uyum içinde gelişmiş bir toplum haline gelebilmesi için muhakkak ki, bu reformları gerçekleştirmesi lazım, yabancı sermaye ile ilgili olan kanunları daha iyi hale getirmesi lazım. En iyi örnekler best practice haline getirmesi lazım. Vergi reformunu tekrardan ele alması lazım. Bu şekilde de büyümeyi hızlandırması gerekir. Bu olmadığı vakit de, Türkiye hiçbir zaman yerini alamayacaktır. O bakımdan bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Teşekkür ederim.


Prof. Dr. T. Güngör Uras: Teşekkür ederiz Sayın Kent. Müsaade ederseniz, ben bir soru sormak istiyorum. Siz güzel bir noktaya değindiniz. Ülkelerin büyümesi için, o ülkelerdeki şirketlerin büyümesi lazım dediniz. Şirketlerin büyümesinden sonra da yabancı sermaye akımlarından da söz ettiniz. Acaba şirket dediğiniz zaman, o ülkedeki sadece yabancı sermayeli şirketlerin büyümesi yeterli mi, yoksa yerli sermayenin de büyümesi önemli mi?

Kesinlikle bir sentez içinde bu büyümenin gerçekleşmesi lazım. Ben ülkelerin de hatta Türkiye gibi ülkelerin de muhakkak ki, çok uluslu şirketlere sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Bugün Hollanda’ya baktığınız vakit, ufacık bir ülkedir. Veya İsviçre nüfus bakımından daha da küçüktür. Dünya çapında büyük Nestle gibi, Philips gibi, Shell gibi dünya çapında şirketlere sahipler. Bu şirketlerde yüz binlerce insan çalışıyor ve genellikle o insanların hepsi de o ülkeler için birer elçi. 150 ülkeden fazla ülkede iş yapıyor bu şirketler. Türkiye’nin de muhakkak surette bu tip çok uluslu şirketlere sahip olması gerekiyor. Bunlar da yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. Daha da hızlı çıkması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’den dünyaya yayılması gerektiğini düşünüyorum.



Teşvikiye Cad. Sadun Apt. No: 105/6 İstanbul

Telefon: +90 (212) 227 61 52/53/54 +90 (212) 261 57 39 Faks: +90 (212) 227 61 44

Copyright © 2005 , forum istanbul

Powered by VediusCMS