İstanbul, 5 Mayıs 2005
VİZYON VE STRATEJİ İLE BİRLİKTE HUKUKİ VE KURUMSAL ALTYAPIYI OLUŞTURMADA DEVLETİN ROLÜ, TÜRKİYE’NİN E-DÖNÜŞÜM GİRİŞİMİ
ÇAĞLAYAN ARKAN
Microsoft Türkiye Genel Müdürü
Herkesi saygı ile selamlıyorum. Bu yıl Forum İstanbul gibi değerli bir organizasyonun konusunun AB üyeliği, rekabet edebilirliğimiz ve küresel rekabet edebilirliğe doğru giden bir bilgi toplumunun Türkiye’de gerçekleşmesi yönüyle seçilmesi açısından sektör adına ve kendi adıma çok teşekkür ederek başlamak istiyorum. Çünkü Fatoş hocamızın da belirttiği gibi, bilgi ve teknoloji üretmeden ekonomik veya sosyal toplumsal herhangi bir sorununuzu çözmeniz mümkün değil. Bilgi ve teknolojiden en iyi şekilde faydalanmadan Türkiye’nin herhangi bir sorununu aşması da bizce mümkün değil. Dolayısıyla, bu bilişim sektörünün omuzlarına da fevkalade büyük bir sorumluluk getirmekte ve bizlerin bir anlamda günlük yaşamından hayata bakışını radikal biçimde değiştirmemize yol açmakta. Bu noktada önemli bir hususu da dikkatinize getirmek istiyorum. O da, e-devlet ve e-dönüşüm kavramlarının “e” ile başlayan kısmı burada da teknolojinin amaç olmaktan çok, araç olarak kullanılması ve gelecekte rekabet edebilir gelişmiş toplumlar arasında yerini almış bir Türkiye’ye doğru dönüşümde bilgiden faydalanmada bilginin üretilmesi ve paylaşılmasında bir araç olarak faydalanılması çok önemli. Devletin rolünü de bu bağlamda tanımlamamız gerekecek. Ama biz göre e-devlet ve e-dönüşüm kavramlarının altında aslında devletin örgütlenme, iş yapış ve hizmet verme biçimindeki önemli değişiklikler yatar ki, biz de aslında e-devleti daha çok bu noktalarda tanımlıyoruz.
Ben bu girişten sonra mümkün olduğunda bugün önümüzde ilerlememiz açısından bilgi toplumu haline gelmek açısından ya da e-dönüşümü gerçekleştirmek açısından yatan önemli sorunlara dikkat çekmek istiyorum. Bunları karamsar bir yaklaşımla değil, daha çok yapıcı ve bunlar hallolduğunda her şey çok iyi olabilir Türkiye teknoloji trenini kaçırmamıştır yaklaşımı ile ele almak istiyorum. Bu anlamda, devletin rolünü de şöyle bir genel anlamda tanımlamak arzum var. Sayın Vorkink’e fevkalade katılıyorum. Devlet bu işin liderliği altyapısı en önemli konu bilgi işçisi ya da bilgi çalışanları yetiştirilmesi yani eğitim sistemi ve eğitim reformu ve devletin asli işleri itibariyle bunların e-dönüşümdeki rolü yönüyle çok ciddi bir role sahiptir. Fakat özellikle Telekom’un özelleştirilmesi ve serbestleştirilmesinin arzu edildiğinden daha yavaş yürüdüğü ve hayati önem taşıdığı bir noktada devletin kendi rolünü bilgi ve bilişim teknolojileri açısından çok hassasiyetle tanımlaması gerektiğini ve burada kullanıcı, liderlik edici, ön açıcı, düzenleyici, regüle edici noktalarda durması gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Fakat sabahki toplantıda özellikle vurgulandı. Devlet bu konunun çok önemli bir oyuncusudur. Ben de burada kişisel olarak, yurtdışından gelen sabahki konuşmacılara katılmadığımı naçizane ifade etmek isterim. Devletin gölge etmediği bir yapıyı kesinlikle düşünmemek gerekir diye düşünüyorum.
Şu anda önümüzde yatan konular nedir? Fatoş hocamız değindi. Kamu ihale kanunu. Kamu ihale kanunu bugünkü şekliyle kaliteli mal alımına ve daha da önemlisi dış kaynak kullanımı gibi devletin riskinin azaldığı, devletin hizmet aldığı, devletin çok uzun dönemli kontratlar yaptığı yapılara izin vermemektedir. Devlet bu yapıda hep satın almak ve bir senelik hareketler, işlemlerle rol almak durumundadır ve de aldığı teknolojiyle ne kadar servis kontratları yaparsa yapsın baş başa kalmak durumundadır. Bütün bunlar için bakım, idame ve bunların sağlaması hedeflenen katma değerin sağlanması yönünde bir anlamda kendi başınadır. Bu doğru değildir. Bugün bütün dünya kamu ve özel sektör işbirlikleriyle, özel sektörün yatırım yaptığı risk aldığı 10 senelik, 15 senelik sonuçları garanti ettiği, garanti ettiği sonuçları gerçekleştiremediğinde cezalandırıldığı modellerle e-dönüşüm adımlarını atmaktadır, e-devlet yatırımlarını yapmaktadır. Bir anda Türkiye 100 milyar dolar diye ifade edildi, doğrudur, tamamen kendi kaynağını kendisi yaratan bir e-dönüşüm olumlu sarmalın içerisinde kendisini bulabilir. Ama kamu ihale yasasının bu yönüyle uyarlanması, vaka yeniden ama doğru yapılmamıştır maalesef.
Çok iyi niyetle çıkartılan bir tekno kent yasamız var. Buradan ben şu dersi çıkartmak istiyorum. Bir yasayı çıkartmak değil devletin rolü itibariyle, uygulaması için adımların da atılması burada fevkalade önemlidir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni ayrı tutarak söylüyorum. Tekno kent yasası üniversiteler için ciddi kira geliri oluşturan bir yapı getirmiştir. Ama gerçekten bütün sektörü kucaklayacak, eko sistemler yaratacak, araştırma geliştirmeyi öne çıkartacak, özel sektör-üniversite işbirliğini gerçekleştirecek, özel sektörün üniversitedeki özellikle bilişim müfredatına katkıda bulunmasını mümkün kılacak ilişkileri, işbirlikleri maalesef ortaya çıkartamamıştır. Dün Sayın Schröder burada idi. Gönül isterdi ki, bir tane çok büyük tekno kentimize Sayın Başbakanımız Schröder’i götürsün ve desin ki, bundan sonra Alman firmaları Hindistan’a değil, Türkiye’ye gelmelidir. Buyrun yazılımcılar, buyrun arge faaliyetlerimiz, buyrun çağrı merkezlerimiz, işte doküman yönetimi merkezimiz. Bugün bunlar Türkiye’de yapılmaktadır ama beraber değildir. Uzun dönemli bakamamaktadır. Küçük firmalar yer almakta. Ekonomik olarak zorlanmaktadır. Acıdır ama gerçek budur. Süratle bunun değişmesi şarttır. Devlet de burada yasa yapıp, ortaya bırakmak değil, bunu yaşatmak adına bazı kurumları bazı konularda adımlar atması gerektiği dersini bence çıkarmalıdır.
Elektronik imza bütün bu konuştuğumuz konuların olması ya da olmaması noktasında ortada fevkalade kritik bir yerde oturmaktadır. Müthiş çalışmalar vardır bu yönde elektronik imzanın kullanılması yönüyle. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nden çok önemli, çok olumlu bir haber aldık. Gümrük konusunda çalışmalar tamamlanmıştır. Pilot uygulamalar hayata geçmek üzeredir. E-konsolosluk Türkiye’nin aslında küçük bir e-devlet modelini gerçekleştirdiği bir örnektir. Bütün bunların gerçekleşmesi elektronik imzanın hayata geçmesiyle mümkündür. Yasamız çıkmıştır. Düzenlemeler aşağı yukarı yapılmıştır. Ama belirsizlikler vardır. İki tane kurumumuz TÜBİTAK ve e-Güven A.Ş. hangisi elektronik imzayı verebilecektir, yasayla tanımlanmıştır ama farklı kurumlar verebilecek midir. Yapılması gereken çok önemli düzenlemeler vardır. Elektronik imza konusunda daha da önemlisi, elektronik imza bizim dolmakalemle attığımız imzanın yerini alabilecek midir? O kağıtlardaki paraf alışkanlıklarının yerini ne alacaktır? Biz süreçlerimizi buna göre düzenliyor muyuz? Buna gör eğitim veriyor muyuz? Buna göre halkı bilinçlendiriyor muyuz? Bu yaşam biçimi açısından çok önemli bir farklılık getirmektedir. İşin insan tarafında önemli eksiklikler olduğunu, eğitim tarafında önemli eksiklikler olduğunu düşünüyoruz. Süratle değişmesi Türkiye’nin ve bütün bu e-dönüşüm hareketinin kaderini değiştirecektir diye düşünüyoruz.
Fikri mülkiyet konusu bir başka çok önemli konu. Türkiye çok önemli adımlar attı. Bugün Avrupa’nın önünde bir yasa çıkarttı. Uygulaması yönüyle eksiklikler bizi fikri mülkiyet açısından bugün Türkiye’nin yaşadığı kayıplar yönüyle eksi % 10 daha geriye atmıştır. 2002-2003 yıllarında elde edilen gelişmelerin % 58’lerden % 67-68’lere düşmüştür. Bütün fikri mülkiyet eserlerine doğru yaşadığımız kayıp, bunun bilişim sektörü açısından tercümesi aşağı yukarı 1 milyar dolarlık kayıptır. Onbinlerle istihdamdır. Maliye sistemimiz açısından karşılığı 100 milyon dolar civarında vergi kaybıdır ve aynı zamanda bu AB’ne uyum açısından da bizlerin önünde çok önemli bir mesele olarak duracaktır. Türkiye yasal düzenlemelerini yaptığı şeyin uygulamasını süratle ve başarıyla gerçekleştirip, derhal burada adımlar atmak durumundadır.
Bir başka önemli konu, Türkiye’de bilgi ve teknoloji üretiminden sözediyoruz. Türkiye bugün e-öğrenme konusunda teknoloji ve sadece teknoloji değil, bilgi ihraç edecek noktadadır. Fakat söylediğimiz ve söylemediğimiz pek çok engel bugün bunun Türkiye’de müfredata malolmasına imkan vermektedir ne de bu yatırım ve en........ sermaye birikimi sahibi çok değerli firmalarımızın senelerdir inatla yaptıkları yatırımın geriye dönmesine izin vermektedir. Konuyla alakalı çok değerli sahiplerin daha doğrusu çok değerli liderlerin bu konuyu sahiplendiğini çok iyi biliyorum. Ama çözülmelidir. Türkiye bu meselelere yukarıdan bakmak zorundadır diye düşünüyoruz.
Özelleştirme serbestleştirilmesine başta da değindim. Telekom başta olmak üzere, süratle ilerlemesi fevkalade önemlidir ve yeni yapıların bilgi teknolojileri daha doğrusu bilgi üzerine kurulması çok çok önemlidir. Biz e-devleti gerçekleştirsek bile % 10’nun altında penetrasyon oranlarında cemaat yoktur. Bizim bu cemaati artırmamız, peterasyonu arttırmamız, kullanıcı sayısını mutlaka arttırmamız ve ondan sonra e-devlete müşteri arttırdığımız noktada sözü edilen tasarrufları elde edebileceğimiz gerçeğine vakıf olmamız çok önemlidir. Burada devlet ya da özel sektör, devlet ya da akademi farklılığı artık yoktur. Hep birlikte hareket edilme mecburiyeti vardır. Son dönemin bize dayattığı en büyük gerçek budur. Burada bilişim sektörü konuyu bilir değildir. Tek başına bir tarafın herhangi bir konuyu bilmesi mümkün değildir. Bütün tarafların elele beraber çalışması ve bu anlamda birbirlerini algılamaları, pozisyonlarını algılamaları ilişki biçimlerini, yaşam biçimlerini her şeylerini değiştermeleri mecburiyettir. Bu bizler açısından bir seçenek değildir.
Son olarak liderlik konusuna değinmek istiyorum. E-dönüşüm liderlik yapılmadan gerçekleşmesi mümkün olan bir şey değildir. Bir organizma değildir. Bir hayaliniz bir vizyonunuz olacak. Bir lider veya koskoca bir liderler ordusu sizi A durumundan B durumuna getirmek üzere hep birlikte çalışacaklar, bu liderliği biz Sayın Başbakanımızın bugünkü sözlerinde buluyoruz. Ama söylediğimiz konularda da bunun somutlaşması gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada belki Türkiye’nin belki e-devlet değil ama e-bakanlık uygulamaları, e-kurum uygulamaları, e-genel müdürlük uygulamaları fevkalade cesaret vericidir ama e-devlet bunlar değil, başka bir şeydir. Devlet ben vatandaşıma ve kurumuma hizmet vereceğim diye yola çıktığı noktada liderlerimizle beraber Türkiye kendine yeni bir gelecek yaratabilecek potansiyele fazlasıyla sahiptir. Bizler bunu kişi ya da proje ya da firma bazında görüyoruz. Ülke bazında bunu gerçekleştirmek hepimizin elinde. Çok teşekkür ediyorum.