   İstanbul, 5 Mayıs 2005 BİLGİ TOPLUMU İÇİN NASIL BİR EĞİTİM-ÖĞRETİM VE ENTELEKTÜEL SERMAYE * Oturum Başkanı SERDAR KUZULOĞLU Radikal Gazetesi Bilgi Teknolojileri Editörü Eğitim gibi bizler için önem taşıyan bir sorunun burada bizim ilgimizi çeken önemli noktaların altını çizeceğiz. Forum kitapçığında katılımcılarımızla ilgili ön bilgiler var. Kendileri de sunumlarında detaylı bilgileri gerekirse verecekler. Bugün burada hem Türkiye’de hepimizin ortak olarak yaşadığı eğitim soruyla ilgili dünyadaki çözümlere bakacağız, hem de kendi ülkemizde neler yapabiliriz, bunlarla ilgili yabancı ülkelerden kendimize adapte edebileceğimiz ne gibi çözümler var, ne gibi stratejiler var bunlara göz atmaya çalışacağız. Konuşmacıların konuşmaları ve sunumları sırasında sorularınız olursa not almanızı rica ediyorum. Konuşmanın sonunda bunları yönlendirme fırsatı bulabileceğiz. Sunumlar İngilizce yapılacak. Sözü öncelikle, Türkiye’deki durumun bir özetini çıkarmak, bir portresini çizmek ve eksik kaldığımız yanlar ve yapılabileceklerin ipuçları ile ilgili ilk turu için Oracle Genel Müdür Yardımcısı Sayın Gürhan Kalelioğlu’na yöneltiyorum. Gürhan Kalelioğlu Benim bu noktada birkaç eklemek istediğim şey var. Öncelikle bilişim alanında çalışacak olan insanların yetiştirilmesi ile eğitim içerisinde bilgi teknolojilerinin kullanması arasındaki ayrımı yapalım, ikisi birbirinden bağımsız olarak ilerleyen aslında bambaşka iki tane konu, ortak paydası bilgi teknolojileri olsa bile. Ayrıca, eğitimdeki dil konusunda birazcık seninle farklı görüşlerim var. Ancak, şunun da altını çizmekte fayda var. Bugün bilgi teknolojilerinden faydalanma özellikle sayısal uçurumun digital uçurumun kapanması anlamında donanıma çok bağlı bir süreçten bahsediyoruz biz. Yani insanların teknolojileri kullanabiliyor, onlara erişebiliyor, onlara sahip olabiliyor olması lazım ki, bu aslında makrodan mikroya kadar çok uzun ve çok büyük ölçekli bir operasyon gibi görünüyor. Ben burada sözü kendi sunumunu yapmak üzere Georg Berner’e vermek istiyorum. Kendisi bize demin de Gürhan’ın değindiği konuların detaylarından bahsedecek ve benim de kendisine özel olarak yöneltmek isteyeceğim bazı sorular var, kendi konumuyla ilgili. Teşekkür ediyoruz Sayın Berner’e. Geçtiğimiz sene içerisinde yürüyen bir proje vardı, bu sene tamamlanmıştı ve Britanya’da Royal Economic Society tarafından yapılmış ve 31 ülkede 100.000 çocuk üzerinde gerçekleştirilmiş bir araştırmaydı ve OECD’nin öğrenci değerlendirme sınavı olan pizza testlerini temel alıyordu ve sonuçta bilgisayar kullanan çocukların ödev yapma ve sorunları çözme açısından kitapları okumaya ve kitaplardan faydalanmayı iyi bilen çocuklar kadar başarı sağlayamadıkları ortaya çıkmış. Dolayısıyla, belki de bizim bilgi teknolojilerinden faydalanma tekniğini de öğrenmemiz gerekiyor. Burada farklı bir sonuç çıkıyor. Ne dersiniz? Georg Berner: I provide you personally a test which is done in this country and which was performed with 1.000 students and the students on one hand used your own products being produced in Ankara and the others did not use it and then there was a final exam which was leading to the university. So if you take the right product now, gues, what is the performance increase? Serdar Kuzuloğlu: 40 %? It is 5 times 40% and it is 200%, double the amount so take your own product and use it and improve the performance by 200%. Serdar Kuzuloğlu: Demin de bahsettigim şey oydu, bilgi teknolojilerinin kendisi, varlığı zaten yeterli bir sonuç yaratmıyor, onları kullanacak, onları bize faydalı hale getirecek olan ara yüzlerin önemi sanırım teknolojinin kendisinden çok daha önemli ve bu konuda ben sizin Ankara’da teknoparkta bahsettiğiniz projeyi etap etap takip etmiş bir gazeteci olarak en azından şahsen sizi burada Siemens olarak böyle bir projeyi sahiplendiğiniz için çok teşekkür ederim. Umarım Türkiye’deki öğrencilerin de orada senelerdir üstünde çalışan şeylere ulaşma, kavuşma ve faydalanma fırsatı olur. Bir kere daha teşekkür ederim bize verdiğiniz bilgiler için. Sayın Berner’in ardından Intel’den Sayın Stacy Smith’e söz vermek istiyorum. Kendisi bir sunum yapacak ve bize özellikle sayısal çağda, digital çağda dönüşen ekonomiler ve bu ekonominin ölçeğinde ülkelerin önündeki yeni fırsatlar ve dönüşümleri ile ilgili bilgiler verecek. Sözü şimdi Sayın Smith’e veriyorum. Sözü Sayın Paul Atkinson’a vermeden önce Sayın Smith’e bir soru sormak istiyorum. Bilgi teknolojilerinin eğitimde olduğu kadar diğer bütün alanlarda ama özellikle eğitimde ekmek su kadar önemli ve belirleyici olduğunun altını çiziyoruz. Peki siz ticari bir firma olarak bunun sosyal sorumluluk ve bir kar modeli ölçeğindeki terazinin dengesini nasıl buluyorsunuz? Bu konuda nelere dikkat ediyorsunuz? Stacy Smith Şimdi sözü Paris Science-Po’dan etkinliğimize katılan Paul Atkinson’a bırakıyorum. Paul Atkinson’un altını çizeceği 3 önemli nokta var. Eğitime odaklanma konusundaki detaylar. Bilgi ekonomisi ve bilgi ekonomisindeki gelişimin eğitime ve topluma olan etkilerinden bahsedecek Paul Atkinson Son konuşmacımız Macaristan Bilişim ve İletişim Bakanlığı’ndan György Csepeli. Ben sizin sunumunuzu izledikten sonra size de bir soru yöneltmek istiyorum. Bizde daha çok eğitimle ilgili bilişim yatırımları sözkonusu olduğunda tartışılan şey daha çok donanım, yazılım bunun gibi şeyler oluyor ama eğitim sistemimizin bilişimle faydalanacak şekilde değiştirilmesinden, dönüştürülmesinden fazla söz etmiyoruz. Macaristan’da sizin bu konuyla ilgili çalışmalarınız oldu mu? Bu konuda nasıl bir yol haritası önerirsiniz bizler için. Bu konuya değinirseniz çok sevinirim. György Csepeli Ben simdi tekrar Gürhan’a donmek istiyorum ve böylelikle yeniden yerel gündeme dönmüş olacağız. Gürhan, bu son zamanlarda üstünde oldukça projeler yürütülen öğretmen eğitimi, okulların internete bağlanması, okulların ortak bir eğitim sisteminde deminki konuşmacımızın bahsettiği gibi bir bilgi paylaşım portalının olması vs. gibi çalışmalar yürütülüyor. Bu konudaki süreci takip eden birisi olarak bu konuyla ilgili görüşlerin nedir? Gürhan Kalelioğlu Oturum başkanı olarak konuşma yetkim yoktu aslında ama şunu söylemek istiyorum. Benim gözlemlediğim kadarıyla, Türkiye’de en azından niyet anlamında bilgi teknolojilerinin tarihçesine baktığımızda, en hevesli dönemlerden birini yaşıyoruz. Yani heves konusunda insanların inanmışlığı, adanmışlığı ve bu konudaki kararlılığı anlamında benim hiçbir şüphem yok. Ancak, Türkiye’nin senelerdir süren ve özellikle AB uyum sürecinde karşımıza yeniden çıkan bürokrasisi ve bu konudaki hantallığı bu tip projelerin yavaşlamasına yol açıyor. Çünkü bir devlet olarak çok önemli kararlar alınıyor ve sonuçta bir kuşağın ve birkaç kuşağın geleceğinin çizilmesi sözkonusu. Buradaki hassasiyeti her iki yönde de olumlu karşılıyorum. Ancak, sonuçta el yordamıyla yapılan bazı işlerde uluslararası örneklerden yeteri kadar faydalanılmadığı görüşündeyim. Yani bugün biz tekerleği yeniden icat etmek zorunda değiliz. Bugündü nyanın birçok bölgesinde bu dönüşüm çalışmaları yürütüldü ve bizlerin bir dönemde aynı konumda olduğumuz ülkelerin çoğunda bu tip hem eğitim, hem ekonomik alanda aldıkları kararlarla belli bazı sıçramaları yarattılar. Ancak, şunu biliyorum. Türkiye’nin bu tip projelerde hiçbir zaman maddi kaynak sorunu yok. Yani biz demin de bahsettiğim gibi, savunma bütçemizi göz önüne aldığımızda, Türkiye’nin savunma bütçesini geçen bir eğitim bütçesi çok ciddi bir bütçe anlamına geliyor. Bunu da sanırım yabancı konuklarımızın bilmesinde fayda var. Önemli olan paylaşımın nasıl yapılacağı. Yani bu projelerin sistematiğinin neye yönelik olarak gelişeceği ve en önemlisi konuşmacılarımızın da bazı satır aralarında vardı. Bilgi teknolojileriyle eğitim anlamındaki en önemli sıkıntılardan bir tanesi öğretmen ve öğrenci arasındaki bilgi uçurumunun kapanması. Bu çok önemli bir kavram. Çünkü bugün evlerinde bilgisayarı, interneti kullanan bir kuşağı hiç bilgisayarı olmayan belki okulundaki laboratuarda dersinden kalan artı zamanda bilgisayar kullanan bir öğretmenin aynı frekansı tutturması, ortak dili konuşması çok zor. Bu konuda da hükümet çeşitli çalışmalar yapıyor. Kimi özel şirketler bu konuda çeşitli destekleriyle öğretmenleri eğitiyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi projeleri var. Öğretmenlere bilgisayar edindirme alanındaki ihaleler artık sonuçlandı. Bunların gerçekleşme dönemine geldik. Geniş band, internet bağlantısı konusunda oldukça hız yol alınıyor. Uzun senelerdir hasret kaldığımız toprağın altında çürüyen altyapılar artık gündelik hayatımıza giriyor ve giderek daha kullanılabilir bedellerle bizlere sunuluyor. Ben bunların devamında bir şeylerin başarılacağına inanıyorum. Benim bilmediğim bir konu var. Bizlerin aldığı kararlardan sonra hangi kuşakta bunların meyvelerini toplamaya başlayacağız. Çünkü bunlar sihirli bir değnek değil. Yani dokunduğumuz anda, düğmeye bastığımız anda bir şeyler değişmeyecek. Çok köklü ve kökleşmiş sorunların artıklarını temizlemek zorunda kalacağız. Belki de en önemli şey bu. Biz Türkiye olarak, bu kadar sabra sahip miyiz ve bu kadar inancımız sürekli olacak mı? Çünkü dönemsel olarak çok farklı rotalara da girdik. Soru Gürhan Kalelioğlu Georg Berner Soru Gürhan Kalelioğlu Soru Georg Berner Stacy J. Smith Soru Stacy J. Smith Soru Paul Atkinson György Csepeli Georg Berner Böylelikle konunun degil ama sürenin sonuna gelmiş oluyoruz. Ben kapanış için birkaç örnek vermek istiyorum. Biz yukarılara bakarken bizimle arasında faz farkı olan ülkelere de mesela Afrika’daki örneklere bakmakta fayda var. Geçtiğimiz haftalarda Etiyopya Başbakanı fakirliği, geri kalmışlığı ve bilginin yoksunluğundan dolayı içine düştüğümüz durumu bilişimle yeneceğiz dedi. Ve 40 milyon dolarlık bir projeyi ülkenin her noktasını kablosuz internet ağlarıyla donatmak için çeşitli girişimlerde bulundu. Çeşitli ticari firmalar da buna sponsor olarak destek verebiliyor ama 40 milyon dolar o ülke için bile çok önemli bir miktar olmasa bile, bir ülkenin dönüşümü için bir başlangıç noktası olabiliyor. Mesela Kamboçya’da yürüyen sinemalar var. İnternette fotoğraflarını da bulabilirsiniz. Bir adam sokakta dolaşıyor. Önünde bir tane video var ve taşınabilir televizyonu var. Siz para verip, ondan film izleyebiliyorsunuz. Telefon adamlar var mesela. Boynun cep telefonu asılı. Para veriyorsunuz, telefonla konuşuyorsunuz. Bugün bile Türkiye’de mobil cihazlarla işini yapan binlerce insan var. Ben sözlerin hiçbir zaman uçup gitmediğini, uzayda bir kenarda bir gün onlara ulaşabileceğimiz teknolojiye ya da hevese ilgiye kavuştuğumuz zamana kadar bir yerde beklediğini düşünenlerdenim. Ben açıkçası oldukça faydalı bilgiler edindim. Umarım sizler için de öyle olmuştur ve mesajların gitmesi gereken yerlere de umarım ulaştırırız. Ben herkese katıldığınız için teşekkür etmek istiyorum. |