İstanbul, 6 Mayıs 2005
AVRUPA BİRLİĞİ MÜZAKERE SÜREÇLERİNDE ‘ONLAR’ (İSPANYA, POLONYA) NE YAPTILAR? BİZ NE YAPACAĞIZ?
* Oturum Başkanı
BAHADIR KALEAĞASI
TÜSİAD Brüksel Temsilcisi
Karel Lukas
Thank you Karel Lukas. Bundan sonraki konuşmacı Pawel Samecki. Polonya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. Bundan önceki önemli görevlerinden bir tanesi de Polonya’nın AB’nden sorumlu müsteşarı olmaktı. Polonya, AB’ne en son katılan ülkeler grubunda. Belki de Türkiye’ye en yakın olanı. Eğer sözkonusu karşılaştırma nüfus üzerinden veya belki tarım üzerinden yapılıyorsa. Buyrun.
Pawel Samecki
Thank you Pawel Samecki. Şimdi Sayın Büyükelçi Murat Sungar’dan rica edeceğiz. Dışişleri Bakanlığı’nda diplomatik kariyerinde olabilecek tüm önemli görevlerde bulunduktan sonra da AB Genel Sekreteri olarak Türkiye’nin ulusal programını, Türkiye’nin yol haritasını uygulamaktan sorumlu kişisiniz. Buyrun.
Murat Sungar
Çok teşekkürler Sayın Sungar. Şimdi Sayın Büyükelçi Kretschmer. Kendisini yakından tanıyorsunuz. AB Komisyonu Ankara Temsilcisi. Hukuk doktoru. Aynı zamanda da, bundan önceki önemli görevlerinden bir tanesi de Bosna’da yine AB’nin temsilcisi olmaktı. Sayın Kretschmer please.
Hans Jörg Kretschmer
Thank you Ambassador Kretschmer. Ladies and gentlemen before giving you the floor I would just like to have a second round of interventions by the speakers asking them to answer to a single question but very rapidly of course and then they will go to your questions. Let’s just think for a while that each of you is Turkey’s chief negotiator, how would you define your main challenges, your main priorities dealing with Brussels and national capital stratton?
Emilio Fernandez Castano
Thank you Mr. Castano. Mr. Lukas.
Karel Lukas
Mr. Samecki please.
Pawel Samecki
Mr. Sungar please.
Murat Sungar
Thank you Mr. Kretschmer. Değerli katılımcılar sıra sizde. Soruların çok olacağını tahmin ediyorum.
Soru (Uğur Yüce): Sayın Başkan çok teşekkür ediyorum. Benim panele sualim bilhassa Polonya ve İspanya’dan gelen misafirlerimize. Sayın Sungar’ın kısaca değindiği bir hususun biraz mümkünse açılmasını rica edeceğim. Türkiye’nin önündeki AB tam üyelik müzakerelerinde iç sorunlarından en önemlisi aslında merkezi sistemden AB’nin prensibi olan ekonomik uygulaması olan bölgesel kalkınmaya dönüş. Üç yıl önce Türkiye ............ bazında 26 alt bölgeye bölündü. Ama üç yıldır bölgesel kalkınma ajansları yasa tasarısını çıkartamadık. Haftaya Meclis’e inecek ama gücü paylaşmak istemeyen kurumların ortaya koydukları en önemli gerekçe Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü ve hepimizin bildiği birtakım mazeretler. Bilhassa İspanya gibi Katalanya Bask sorunlarını da yaşayan bir ülke. Aslında bu bölgesel kalkınma modeliyle birlikte siyasi açıdan neler yaşadı? Bu konuda Polonya’nın 20 yıllık bir tecrübesi var. Acaba bizi bu konuda bir miktar rahatlatabilirler mi?
Your experience of centralization versus decentralization and regional policies and development.
Emilio Fernandez Castano
Pawel Samecki
Soru (Yıldırım Aktürk): 1987’de rahmetli Özal uzun ince bir yol diyerek, AB tam üyeliği için kapıyı çaldı. Bugün üyelik müzakerelerine başlar noktaya geldik. Ama yine de önümüzde 8-10 yıl gibi bir süre var deniliyor. 96 yılı başında Gümrük Birliği’ne siyaseten acele bir ortamda iyi müzakere etmeden katıldık. Sadece malların serbest dolaşımını sağladık. Halbuki, özellikle beyaz yakalı servis sektörünün serbest dolaşımının buna dahil edilmesi lazımdı. Neredeyse 10 yıldır bu konuda herhangi bir adım atılmadı. Benim bir ekonomist olarak 8 sene daha bekleyeceksek, 8 senenin sonunda bir günde geceden gündüze cennete kavuşmayacağız. Bu dönemde kendi imkanlarımızla nasıl bu prosesden istifade ederiz diye arayış içinde en başta bu beyaz yakalı free circulation’u gördüğümü ve buna sayın konuşmacıların katılıp katılmadığını, bunun bize verilmesi gerektiğini düşünüp düşünmediklerini soruyorum.
Soru (Öykü İyigün): Ben Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans tezimi yazıyorum. Konum müzakere stratejileri. Benim sorum şu: AB ile ilgili müzakere süreci aslında uyum yasalarını içeren bir kurallar bütünü ve biz bu kurallara uydukça, uyumumuzu gerçekleştirdikçe işleyen bir süreç. Yani tam anlamıyla müzakere tanımını içermiyor. Benim sorum müzakere sürecini teorik olarak ele alırsak taktik olarak, stratejik olarak ne önerirsiniz? Yani baş müzakereci sözüyle biraz ilintili.
Sorular
Çok teşekkür ediyoruz. Yine konuşma sırasıyla başlayacağız yanıtlara. Yanıtlar tabii sentez olacaktır ama sanıyorum tüm soruları içerecektir.
Emilio Fernandez Castano
Karel Lukas
Pawel Samecki
All your sayings prove that there is no happy ending because there is no ending at all it is an ongoing process.
Hans Jörg Kretschmer
Thank you all the participants for your very valuable contributions. Değerli katılımcılar, Türkiye’nin üyelik müzakereleri süresince diğer ülke deneyimlerinin de ele alındığı bir oturum burada bitiyor. Çok teşekkürler katıldığınız için.