Forum İstanbul Yıllık Konferanslar Yıllık Konferanslar Forum İstanbul Ödülleri Yayınlarımız Forum Fakülte
Sponsorlarımız
Basında Forum İstanbul
Bize Ulaşın

İstanbul, 6 Mayıs 2005

AVRUPA BİRLİĞİ MÜZAKERE SÜREÇLERİNDE ‘ONLAR’ (İSPANYA, POLONYA) NE YAPTILAR? BİZ NE YAPACAĞIZ?

 

MURAT SUNGAR

T.C. Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreteri

Çok teşekkür ediyorum. Meslektaşlarımı ben de dikkatle dinledim. Esasında son bir iki aydır bu konuda AB ülkelerinin müzakereler sırasında geçirdikleri tecrübeleri duyuyoruz. Hem bunlardan birtakım sonuçlar çıkartmaya çalışıyoruz fakat aynı zamanda da Türkiye’deki şartların oldukça farklı olduğunu da görüyoruz. Bir kere ben bu ilk kısımda birazcık bu farkları ortaya koymaya çalışacağım. İkinci bölümde de, Türkiye’de ne gibi prensipler üzerinde çalışmaların yoğunlaştığını ve ne gibi bir yol haritası üzerinde karar kılınabileceği konusunda bazı prensipleri ortaya koymaya çalışacağım.

Bu entegrasyon sürecinden iki satırla bahsetmek lazım. Entegrasyon gerçekten çok büyük değişimler geçirmiş, yaşayan bir organizma. Dolayısıyla, bugün burada dinlediğimiz ülke temsilcilerinin ve tecrübelerinin bir kısmı birbirinden oldukça farklı. Örneğin, İspanya’nın geçirdiği tecrübe ve tabi olduğu usullerle, sonra son dönemde üye olan örneğin Çekoslovakya ve Polonya başka bir süreçten geçerek bu noktalara geldiler. Yine bildiğimiz olun husus, entegrasyon her dalga genişlemede birtakım tecrübeler ediniyor, birtakım öncelikleri tekrar yapmak mecburiyetinde kalıyor ve daima karşınıza bu önceliklerle birlikte yeni birtakım koşullar çıkıyor. Bu ülkelerin sayısının fazla oluşu ve farklılıkları dediğim gibi hem AB açısından bazı zorluklar çıkartıyor. Hazım problemi olarak ortaya koyuyorlar. Ülkeler bakımından birtakım koşullar ortaya çıkıyor. Bunu artık Türkiye’de neredeyse her evde bilinen katılım ortaklığı belgesi örneğin, keza, ulusal program. Katılım ortaklığı belgesi bir nevi AB’nin sizden beklentilerini dile getirmiş olması. Sizin de ona karşı hazırladığınız ulusal programda bunlardan ne kadarını nasıl bir takvim içerisinde yapacağınızı belirtmiş olması. İlerleme raporları, bütün bunlar gittikçe usulün daha zorlaştığını ortaya koyuyor. Bizim karşılaştığımız en önemli sorunlardan bir tanesi, ki bugün dinledikçe bu tekrar teyit oluyor. Bu ülkeler artık son beşinci genişleme sürecini ele almak durumundayım. Çünkü onların geçirdiği tecrübe bize en yakın olan tecrübe. Ondan sonra da ilave bazı hususlar, ki kamuoyumuzda oldukça ciddi bir şekilde tartışılmıştı. Hırvatistan ile birlikte Türkiye’nin maruz kaldığı veya kalacağı. Türkiye’nin en önemli farkı, Türkiye’de AB dediğiniz zaman ne anlıyorsunuz diye sorduğunuz zaman bu konuyu yakınen takip edenler bile Kıbrıs konusu diyorlar. Kıbrıs’ta ne olacak? Protokol imzalanacak mı, imzalanmayacak mı? İkincisi, Ermeni meselesi. Ermeni konusu, ki dünkü toplantıda da dikkat ederseniz ortaya çıktı, şart olarak gelecek mi, gelmeyecek mi? Heybeliada’daki okul açılacak mı, açılmayacak mı? Azınlıklar meselesi nedir, tarifi nedir, kim azınlıktır, kim değildir? Bunlar aslında Kopenhag siyasi kriterlerinde dahi olmayan birtakım siyasi beklentiler ama bunların hiçbir tanesi zaten katılım ortaklığı belgesi içinde de değil. Türkiye’nin bugüne kadar yaptığı 8 paketteki bence devrim niteliğindeki değişiklikler Türkiye’nin insan hakları sözleşmesini 1949’da Strazburg’da imzaladıktan sonra 40 sene önce yapması gereken şeyleri biz 2-3 senenin içersine sıkıştırmış vaziyetteyiz. Bu tecrübe şunu gösteriyor: Herkes belli bir noktadan itibaren müzakereye tekaddüm eden günlerde ve müzakere sırasında bu fasıllarla ilgileniyor. Taşımacılıkla ilgileniyor, çevreyle, tarımla. Buradaki en büyük farkı burada görüyorum. Ümidim şu ki, 3 Ekim’de bu müzakereler başladığı takdirde artık yavaş yavaş siyasi konular dediğimiz konulardan biraz çıkarak, bu alanlara kendimizi konsantre etmemiz gerekiyor. Kırsal kalkınma. Bence Türkiye’nin en önemli konularından bir tanesi. Türkiye bu stratejiyi yaptı mı, yapmadı mı? Neredeyiz? Bu sualler pek sorulmuyor. Bölgeler arası farkın ortadan kaldırılması. Bu da çok önemli. Bir noktada biz bunu belli bir etnik grubun desteklenmesi şeklinde Türkiye’ye aldı uzun yıllar. Değil. Hem ülkeler arasındaki farkın azaltılması AB çerçevesinde aynı zamanda, her ülkenin içindeki bölgelerin de arasındaki farkın izale edilmesi, ortadan kaldırılması. Ekonomik ve sosyal uyum. Muhtelif sektörlerin etki analizleri oluyor mu, olmuyor mu? Çünkü bütün bunlar sonunda bizi doğrudan doğruya vatandaşın kendisini etkileyecek sorunlar. Dolayısıyla, meslektaşlarımı dinledikçe dikkat ederseniz hep bu konular üzerine yoğunlaştığını görüyoruz ve siyasi konular tabii Türkiye’nin şöyle bir durumu vardı. 17 Aralık’a kadar bazı siyasi kriterler bir ön şarttı, müzakerelerin başlaması için. Türkiye bunun minimumunu yerine getirdi, daha yapacağı şeyler de var. Ama yavaş yavaş bu işlerle uğraşan bir kişi olarak ümidim, kamuoyumuzun diğer konulara, diğer hayatımızı doğrudan doğruya ilgilendiren hususlara doğru yönelmesi. Şimdi söyleyeceğim bu kadar.

Before starting negotiations, which is pretty much standard as I see it, I’d certainly try to do certain things within the country. I would establish an uncontested authority for the body, which will negotiate or coordinate rather the efforts of Turkish alignment to the European Union. I would establish this with a law as I said so that particularly bureaucracy in Turkey will not be able to object to the coordinating efforts of that entity. The second thing I think which is equally important and many speakers today mentioned and that is the consensus within the country. I would try to obtain that consensus. How are we going to obtain this consensus, certainly we have to involve all the parties, universities, academicians, professional organizations, we have to find a way to let their voice heard in the system that I think will be crucially important. Certainly in the Parliament will be a lot of discussions but in Turkey the debate is outside the parliament also and in a rather fierce way so this has t be tackled by the chief negotiator and the third one is perhaps also equally important is to establish workable effective relations with the Commission. We know that the Commission will not be negotiating but they certainly are a very important institution within the EU. We have to have a relation based on confidence and trust. I think this is equally important and I hope you’ll report this to Brussels also what I said.

Soru (Miraç Yazıcı): Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden. Ben Murat Sungar’a soracağım.Yakındabaşlayacak olan müzakere sürecine ne kadar hazırız? Yani bu müzakereleri yürütecek kadrolara ne kadar sahibiz? Bu konuda hakkında bilgilendirmesini isteyecektim.

Soru (Gül Turan): İki küçük sorum olacak. Bir tanesi Sayın Sungar’a. En yakın tarihi açıdan ilişkilerimizin olduğu ülkelerde dahi kendimizi bir tanıtma soruyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bu konuda neler yapmayı tasarlıyorsunuz? İkincisi, Sayın Polonya’dan gelen misafirimize.

Soru (Hakan Gümüş): ODTÜ Avrupa çalışmalarında master yapıyorum. Aynı zaman Türkiye’de bir gençlik konseyi kurulması için çalışanlar arasındayım. İki sorum var. Birincisi Sayın Kretschmer’e, ikincisi Sayın Sungar’a. Birincisi, Avrupa kamuoyunun özellikle gençlerin Türkiye fikrine ve Türkiye ile olan ilişkilere hazırlanması konusunda AB Komisyonu’nun ne gibi projeleri var ve önümüzdeki proje döneminde özellikle gençlerin arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için bir şeyler planlanıyor mu? Sayın Sungar’a ise, genelde gençlikle ilgili çalışan bütün kuruluşlar uluslararası fonlardan faydalanarak projeler yapıyorlar. Acaba Türkiye’nin de bu konuda fonları olsa ve Türkiye nasıl bir gençlik istediğini ve Avrupa’daki gençlerle nasıl ilişkiler geliştirmek istediğine karar verse ve gençler de bu fonlardan faydalansa iyi olmaz mı? Ve tabii ki 10-15 sene sonra AB ile ve Türkiye’de karar verici konumunda olan insanlar aslında bugünkü 18-20-25 yaşında olan insanlar. Şimdiden Avrupa Parlamentosu’na Türkiye’den parlamenter yetiştirmek gibi bir vizyonumuz da var mı?

Teşvikiye Cad. Sadun Apt. No: 105/6 İstanbul

Telefon: +90 (212) 227 61 52/53/54 +90 (212) 261 57 39 Faks: +90 (212) 227 61 44

Copyright © 2005 , forum istanbul

Powered by VediusCMS