Forum İstanbul Yıllık Konferanslar Yıllık Konferanslar Forum İstanbul Ödülleri Yayınlarımız Forum Fakülte
Sponsorlarımız
Basında Forum İstanbul
Bize Ulaşın

 
İstanbul, 11 Mayıs 2006
AVRUPA KİMLİĞİNDE TÜRKİYE’ NİN ROLÜ
*Oturum Başkanı


BAHADIR KALEAĞASI
AB ve UNICE nezdinde TÜSİAD ve TİSK Temsilci

 Çok değerli konuşmacılarımız var. Her birinin birbirinden farklı birikimi, deneyimleri ve dolayısıyla bakış açıları var. Bunları olabildiğince karşılaştırmalı olarak ortaya koymaya ve sizlerle de karşılıklı etkileşim içinde tartışmaya çalışacağız. Önerim şudur: Önce bir tur tüm konuşmacıların temel görüşlerini ortaya koyması. Arkasından bazı soruların etrafında tartışmayı ilerletmemiz. Bunun akabinde de sizlerin de katılımıyla bu oturumun daha sonraki aşamasına geçmemiz. Konunun tartışması çok değişik yerlere gidebilir. Engin bir konu. Zaten Avrupa’nın kimliği konusu engin bir konu. Burada Türkiye’de rolü engin bir konu. Aslında tartışmanın bitmiş olması gerekiyordu. AB, Türkiye ile müzakerelere başlama kararı aldı. Ama bakıyoruz ki, Almanya şansölyesi hala son demeçlerinde, Fransa’daki iç siyasi tartışmalarda hala bu konunun gündeme geldiğini görüyoruz. Sorular da tam açık değil aslında. Türkiye Avrupa’da mı? Türkiye Avrupalı mı? Aşağı yukarı aynı soru ve yanıtları içerecekmiş gibi de tartışılıyor bazen. Hemen bunun öncesindeki bir aşamada –Avrupa’daki tartışmalardan bahsediyorum- Avrupalılık tartışılıyor. Halbuki, çok katı bir mantıkla gidersek, Türkiye Avrupalı mı ve Avrupa kimliğine dahil mi diye tartışabilmek için Avrupalı kimliğinin belki önceden belirlenmiş olması gerekirdi, ki Türkiye’ye veya başka ülkelere uygulayalım bunu. Bütün bunlardan yola çıkarak, din etkeni, ekonomik etkenler, kimlikleri 20’nci yüzyılda oluşturan etkenler ile 21’nci yüzyılda oluşturan etkenler arasındaki farklılıklar bütün bunlar önümüzdeki yıllarda Türkiye-AB ilişkilerini nasıl etkileyecek sanıyorum tartışmanın belki de ana eksenini burada tutmaya çalışacağız.

İlk olarak sözü Sayın Prof. Dr. Nedret Kuran Burçoğlu’na vermek istiyorum. Kendisinin programlarda okuyacağınız üzere muazzam bir akademik geçmişi var. Şu an Yeditepe Üniversitesi’nde. Konulara Almanya deneyimleriyle mi, Amerika ve Anglo Sakson bakışıyla mı bunların hepsinin Türkiye’deki potansında mı size bırakıyorum. Buyrun.

Nedret Kuran-Burçoğlu

 Teşekkürler. I will right away come to Prof. Portes. Prof. Portes is from the one of the top Business School. Prof. Portes, you’ve been of course have been dealing with macro economic issues including common currency and it is probably one of the factors which is significantly an external sign of a certain identity in Europe but also it is an economic area with political framework within which the economic area evolves so what would be your first comments in the light of your analyses and your personal perspectives in this issue?

Richard Portes


Multi-layer identity is very interesting because the same concept of being multi-layered is also applied to the actual debate on how to govern Europe. Probably it is not coincidence. Thank you very much.
Alain Servantie, AB Komisyonunda Türkiye kökenliler var dolayısıyla Komisyonun da Türkleri vardır ve bunların en üst düzeydeki kimdir sorulduğunda bazen Alain Servantie’nin adı geçer, Komisyondaki en üst düzeyde Türk olarak. Tabi bu bir kimlik sorunu yaratıyor mu bilmiyorum, çok iyi Türkçe konuşan bir kişi ve Türk anneye sahip biri olarak ama diğer taraftan Alain Servantie’nin bir özelliği de bu konuda Türkiye’nin imajı üzerine Avrupalı seyyahların geçmiş yüzyıllardaki, Osmanlı diyarlarındaki gezileri sonrasında yazdıklarından nasıl bir Türk imajının Avrupa’da zaman içinde geliştiğinden hatta bir tane de sanıyorum Avrupa resimli romanında Türk imajı, öyle bir araştırması da vardır. Dolayısı ile sözü ona bırakıyorum dolayısıyla istediği yerden girebilir.

Alain Servantie

Teşekkürler Alain Servantie, bir anda Orta Çağ’dan 20. yüzyıla hızla geldik. Bir sonraki konuşmacım Prof. Dr. Faruk Şen. Türkiye Araştırmalar Merkezi Vakfı Başkanı. Yıllar boyu Türkiye’nin AB ilişkilerinde çok önemli, çok belirleyici raporları, eserleri üretmiş olan bir sistemin başındaki kişi. Aynı zamanda Almanya uzmanı. Aynı zamanda da Avrupa’daki Türkler uzmanı. Bütün bu konular kimlik konusunun da alt kümelerini oluşturmakta. Buyrun lütfen.

Faruk Şen


Teşekkür ediyorum Sayın Şen. Sayın Kuran-Burçoğlu, nasıl toparlayacaksınız sizden önceki bu konuşmaları. Kısa bir giriş yaptınız. Bu turun sonucunu size bırakıyorum, ondan sonra bir iki sorum olacak.

Nedret Kuran-Burçoğlu


Güzel bir öneri. Aslında uygulamaya geçirilmesi çok da zor olmayan bir öneri. Sadece bu tip konularda devletin hareket kabiliyetinin her alanda olduğu gibi, şimdikinden farklı olması icap ediyor.

Birkaç soru soracağım herkese ve çok kısa yanıtlar alacağım. I will ask a question to Prof. Portes, why are we discussing all these, European identity, Turkey’s role and so on? Of course developing trends are going on and all these factors so-called flattering the world also with the new economy, internet age, free movement of goods and then communication mobility among peoples, how do the globalization play a role in what we are discussing now?

Richard Portes

Faruk Şen’e yöneltiyorum. Almanya’da çok kültürlülük bitti mi?

Prof. Dr. Faruk Şen

Alain, AB Komisyonu ne yapıyor?

Alain Servantie


Soruların hepsini beraber alacağız.

Soru - Prof. Dr. Selçuk Demirbulak:
Marmara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi. Kimliği çerçeveleyen hukukudur. AB hukukuna baktığınız zaman, bir yanıyla Romano Germanic  yanı vardır, diğer yanıyla baktığınızda, Keys Law tarafı vardır. Bir yanıyla da yeni üyelerle beraber eski Sovyet hukuk geleneği vardır. Bu bağlamda, olaya baktığınız zaman, ortada bir kaotik durum vardır. Avrupa kimliğini tanımlarken, bir idealize edilen Avrupa kimliği var. O adalet, özgürlük, demokrasi alanı. Bir de gerçek Avrupa kimliği var ki, onun da gizli gündemi var. Neden gizli gündemi var? Demin Faruk Bey dedi ki, 1961’e kadar 250.000, 140.000 Batı Trakya’da, Avusturya’da 100.000 Müslüman vardı.  Hayır. 5.5 milyon insan da Fransa’da vardı. Ama bunlar gayet kolay asimile olan hatta ayakları takıldığı zaman ünlemleri dahi Fransaca olan kesim. Sizin insanınız entegre olan fakat asimile olmayı reddeden kesim. Sadece siz değil, eski Sovyet boyunduruğundaki Türk cumhuriyetlerine gittiğiniz zaman dahi Moskova prensliğinden beri direnmişler, asimile olmamışlar, entegre olmuşlar. Tabii bu arada kendimizi tanıtma hadisesi bu adamlar eğer sizi tanımıyorlarsa, siz 1402’den beri Avrupa kıtasındasınız. Yani 600 yıldır hatta 700 yıldır sizi tanımıyorlarsa, tekrar kendimizi tanıtmak ve bu arada da devlet devreye girsin değil, birey olarak yapacağız. Burada idealize edilen kimliğin gelişmesini önleyen AB’nin yapısı. AB’nin ulusal üstü tarafını temsil eden komisyon varken asıl hani milliyetçilik ve ulusalcılık iki ayrı kavram, aralarında siyah-beyaz kadar bir fark var. Demin Alain Servantie milliyetçiliği kınadığı söyledi. Halbuki Türkiye’de bir de ulusalcı akım var. Çok haklı bir akım. .....
....Devletlerini izam edecek bakan veya başbakanlar veya devlet başkanları tarafından zaten o çıkarlar kendiliğinden kuruluyor. Ama bunlar telaffuz edilmeden realize edilen şeyler. Ben burada bizim kendimizi tanıtma gayretine girmek yerine, bizim kendimizde hak arama kültürünü geliştirmemiz gerektiğine inanıyorum ve bizim AB Adalet Divanı’na ki orada gerçekten yargıçlar var, hukuk teknokratları var. Hukuka siyaset karıştıran, olayı ucuzlaştıran bürokratlar falan yok. Orada teknokratlar var. Adalet Divanı’nda veyahut bir devlet mahkemesinde dava yağmuru ile bu olayın götürülmesinden yanayım ve bunu daha önce 1960’lardan itibaren İtalyanlar yaptı. Şimdi bu haklar elde edildi. Bu haklar elde edildiği gibi, bu hakları sıcak takibe alıp, bu hakların uygulanmasını sağlamak gerekir. Ben sabrınızı zorlamak istemem. Bir şeyi söylemek istiyorum. Tabii ki, mevcut Avrupa kimliğinin altında challenger durumunda olan Avrupa’daki Türklerin uğradığı direct discrimination ve indirect discrimination var. Bunlar tüzük 2000/43, 2000/78 tüzükleriyle de aykırı. Burada etnik grup, din, seks herşey dahil. Bunlar tabii ki, yargı önünde hesaplaşılması gereken konumlar. Bunu aşmak için Avrupalının kendisini nasıl geliştirmesi gerektiğini ben çok merak ediyorum. Teşekkürler.

Teşekkür ederim. Bu konuda panelden bir şey söylemek isteyen var mı?

Prof. Dr. Nedret Kuran-Burçoğlu

Soru - Ümit Özüren: İstanbul  Tekstil Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Üyesiyim. Bütün panelistlere hoşgeldiniz diyorum. Sorum şöyle: NATO’nun Avrupa kimliğini oluşturan modern batı değerlerini savunduğundan yola çıkarak, Türkiye’nin bu değerlere sahip olmadığını iddia eden özellikle, Almanya ve Fransa Hıristiyan demokratlarının Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı çıkmamasını samimiyetsizlik olarak değerlendiriyor musunuz? İkinci olarak, artan enerji fiyatları ve globalleşmenin yan etkileri sonucunda ortaya çıkabilecek yeni bir soğuk savaş süreci Türkiye’nin Avrupa kimliğine olan aidiyetini arttırabilir mi?


Faruk Şen

Alain Servantie

Evet bu fanatizm konusu zaten biraz imaj konusuna giriyor. Çünkü bir yerden sonra İslam’dan korkmuyorlar, Müslümanlıktan korkmuyorlar ama fanatizmden korkuyorlar. Ama İslam’ı da fanatiklikle bağdaştıran geniş bir kitle var. Orada da bir kördüğüm oluşuyor. Bazen şöyle örnekler vermek gerekiyor: Birazcık anekdotik olarak abartma olsun diye, Aynı mantıkla şunu demek mümkün. Tüm İsveçliler uyuşturucu taciridir. Çünkü Kolombiyalıların uyuşturucu taciri olduğuna dair bir önyargı var. O da doğru değil ama. Kolombiyalılar Hıristiyan. İsveçliler de Hıristiyan. Bunu körükleyen bir çok etken var. Bunların neler olduğu başka bir oturumun konusu olacaktır.

Prof. Portes, would you like to add something may be on the road to be led by the growing energy agenda in Europe’s future energy supply which is creating common fear, common concern, that was one of the questions.

Richard Portes


Thank you for labeling the problem.

Prof. Dr. Nedret Kuran-Burçoğlu


Buyrun, son söz olsun.

Salondan: Ben biraz daha rezonans olsun diye bir katkı sağlamak istiyorum. Hocamın söylediği şey biraz havada kaldı. Siz belki düzeltirsiniz diye bekledim ama Avrupa Adalet Divanı’nda Türklerin bugün burada oturup, doğrudan dava açma hakkı diye bir hakları yok.

Çok teşekkürler. Bir sonraki Forum İstanbul’da gene tartışacağız. Teşekkürler

Teşvikiye Cad. Sadun Apt. No: 105/6 İstanbul

Telefon: +90 (212) 227 61 52/53/54 +90 (212) 261 57 39 Faks: +90 (212) 227 61 44

Copyright © 2005 , forum istanbul

Powered by VediusCMS