İstanbul, 11 Mayıs 2006 21. YÜZYILIN BARIŞ VE REFAHININ ANAHTARI: BİRLİKTE YAŞAMA / CO-HABITANCE *Oturum Başkanı Prof. Dr. T. GÜNGÖR URAS Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi
Oturumumuza hoş geldiniz. Forum İstanbul’un Yarının kurulması için yeni bir birlikte yaşam formülü arayışı ile ilgili bu oturumu iki saat devam edecek. Katılımcılarımızın sayısı fazla. Onun için enteraktif bir toplantı yapmaya çalışacağız. Bugün programda olduğu halde aramızda bulunamayan iki konuşmacımız var. Bir tanesi Sayın Abdullah Gül. Başbakan’ın Türkiye’de olmaması nedeniyle, Ankara’dan ayrılamadılar ve toplantıya katılamadılar. Diğer konuşmacımız Ethem Sancak. O da bir başka toplantı nedeniyle İstanbul dışında.  Birlikte yaşama hepimizin arzusu. Türkiye içinde birlikte yaşamak istiyoruz. Dünya üzerinde birlikte yaşamak istiyoruz. Nasıl birlikte yaşayacağız? Birlikte yaşamanın arayışları içindeyiz. Herhalde birlikte yaşamak için üretmemiz lazım. Bir şeyler üreteceğiz ki, o birlikte yaşamı sürdürebilmek için paylaşacak elimizde bir şeyler olsun. Sonra o ürettiğimizi adil olarak paylaştıracağız. Sonra bir hukuk sistemine sahip olacağız, ki bu dünyada bir düzen sürsün. O hukuk sisteminde herhalde iyi bir şekilde uygulayacağız. Sadece kağıt üzerinde değil, uygulanabilir bir hukuk sistemi. Nihayet birbirimize tahammül edeceğiz. Sokağımızda, ülkemizde ve dünyada birbirimize tahammül edeceğiz. Bunların nasıl olacağını enteraktif bir şekilde katılımcılarımızla tartışacağız. İlk katılımcımız Sayın Bayar. Kendisi bir başlarsa ondan sonra diğer katılımcılar ve ben de katılımcılardan biri olarak herhalde soruları sormaya başlayacağım. Buyurunuz. Mehmet Ali Bayar
Şu anayasa meselesini Bayan Madeleine Bunting’e soralım. Çünkü siz daha çok Türkiye’de bu birlikte yaşam konusundaki sorunları anayasaya dayandırdınız. Yani Türk anayasası tecrübesinin bu konuda geçmişinin iyi olduğunu fakat son anayasanın birlikte yaşam konusunda bazı sınırlamalar getirdiğini söylediniz. Bu Türkiye içinden bir görünüm. Onun için müsaade ederseniz, sonra uluslararasına geçelim. Bayan Bunting, The Guardian gazetesinin köşe yazarı. Dışarıdan Avrupa’da olan biteni ve Türkiye’nin Avrupa’ya entegrasyonunu daha üçüncü bir kişi olarak gören bir kişi. Acaba Avrupa’da bugün tartışılan AB anayasası, sonra AB’ndeki ülkelerin kendi anayasaları. Yani bunlar da Avrupa’da birlikte yaşamı co-habitance’yi engelleyen şeyler mi? Kolaylaştıran şeyler mi? Buyurunuz.
Madeleine Bunting
 Bayan Bunting ilginç bir şekilde tolerans konusuna ağırlık verdi. Bizim konuşmacılarımızdan biri de Bay Vesper. Alman Yeşiller Partisi’nden ve Almanya’da eski Kültür Bakanı. Almanya’daki Türklerin oradaki tolerans konusunu herhalde Alman toplumunda birlikte yaşama sorunlarını en iyi yaşayan birisidir. Bakalım Bay Vesper neler söyleyecek. Michael Vesper
Şimdi entegrasyon ve toleranstan bahsediyoruz. Tabii ki entegrasyon ve toleransa katılacak olanların eşit gelir düzeyinde olması lazım. Eşit bilgi düzeyinde olması lazım. Katılımcılarımızdan genç bir işadamı var. Türkiye’nin önde gelen büyük iş topluluklarından Koç Holding’in bilgi grubu başkanı Sayın Ali Koç. Bakalım bu genç işadamımızın eşit bilgi düzeyinde yani bilginin entegrasyonundaki belki bize rolünden söz ederler diye bekliyoruz. Sonra da Sayın Kent’den de ekonominin co-habitance’daki önemini sorarız. Buyrun Sayın Koç.
Ali Koç
Koç sonra belki soracağım. Acaba bilgi toplumuna doğru giden bir dünyada, bilgi toplumunun bu co-habitance’da payı olmayacak mı?
Ali Koç
Teşekkür ederim. Sayın Ali Koç bölgesel co-habitance’ın imkanlarından, olasılığından söz ettiler. Sayın Petros Kokkalis acaba bölgesel co-habitance mümkün mü? Yahut da bölgeler arası birlikte yaşamanın engelleri nelerdir. Bu konuda sizin söyleyecekleriniz vardır herhalde.
Petros Kokkalis
Michael Vesper
Müsaade ederseniz iki Türk işadamımız var. Yahut bir tanesi profesyonel yönetici olarak dünya üzerinde değişik ülkelerde iş yapıyor. Öbürü hem sermaye sahibi, hem de yönetici olarak yapıyor. Acaba onlar bu birlikte yaşam şartlarını nasıl değerlendiriyorlar? Sayın Muhtar Kent, Coca-Cola International Başkanı. Önce Sayın Muhtar Kent’i dinleyelim. Sonra da Sayın Hüsnü Özyeğin’i dinleyelim.
Muhtar Kent
Teşekkür ederiz Sayın Kent. Müsaade ederseniz, ben bir soru sormak istiyorum. Siz güzel bir noktaya değindiniz. Ülkelerin büyümesi için, o ülkelerdeki şirketlerin büyümesi lazım dediniz. Şirketlerin büyümesinden sonra da yabancı sermaye akımlarından da söz ettiniz. Acaba şirket dediğiniz zaman, o ülkedeki sadece yabancı sermayeli şirketlerin büyümesi yeterli mi, yoksa yerli sermayenin de büyümesi önemli mi?
Muhtar Kent
Teşekkür ederim Sayın Kent. Şimdi Sayın Özyeğin hem sermayedar, hem yönetici olarak hem yurtiçinde, hem yurtdışında bir faaliyet içinde. Müsaade ederseniz, Sayın Kent’ten sonra Özyeğin’i dinleyelim. Bakalım ne diyecek? Türkiye’nin büyümesinde yahut da co-habitance yardımcı olacak bir şirketleşme hareketi var mı? Türkiye’nin kendi çok uluslu şirketlerini kurma imkanı var mı? Türkiye’deki Türk şirketlerinin büyüme imkanı var mı?
Hüsnü Özyeğin
Teşekkürler. Katılımcılarımızdan Sayın El Reedy. Mısır Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı. Kendisinin büyük bir diplomatik backgroundu var. Mısır’ı uzun yıllar Washington’da temsil etmişler. Birlikte yaşama uygulamasında en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir alan orta doğu. Hem orta doğudaki ulusların din bakımından birlikteliği var, uzun yıllar tarihi birlikteliği var. Ama birlikte yaşamayı bir türlü beceremiyoruz galiba. Bu konularda bakalım Sayın El Reedy bize neler söyleyecekler?
Abdel Raouf El Reedy
Güzel bir açıklama dinledik bölgemizle ilgili olarak. Sayın El Reedy multinational dialogue’dan bahsetti co-habitance için. Multinational dialogue’da tabii multinational company’lerin de büyük rolü var. Katılımcılarımızdan Bay Morgan, Danone firmasının orta doğu ve Afrika bölge başkanı. Halen İspanya’da görev yapıyor.
Flemming Morgan
Thank you Mr. Morgan. Sayın Prof. Masuda, Tokyo Teknoloji Enstitüsü’nden. Sayın Masuda’ya söz vermeden önce hatırlatmak istiyorum. Bütün katılımcılarımız birer defa konuşmuş olacaklar. Sayın Bayar’ın söyleyeceği bir şey vardı. Uluslararası konusu. O tamamlayacak. Sonra hızlı bir şekilde enteraktif geçeceğiz. Mrs. Bunting also will participate. Şimdi müsaade ederseniz Prof. Masuda, teknolojik bakımdan co-habitance nasıl katkıda bulunuruz bu konuda bize bir şeyler anlatacaklar. Buyrunuz.
Prof. Dr. Tatsuo Masuda
Thank you Mr. Masuda. Şimdi bundan sonra Sayın Bayar eksik kalan bölümü tamamlayacak. Sonra da sayın katılımcılarımız birbirlerine serbest olarak soru soracaklar.
Mehmet Ali Bayar
Teşekkür ederim. Bayan Bunting buyrun.
Madeleine Bunting
Thank you very much. Katılımcılarımızdan bir şeyler söylemek isteyen veya birbirlerine soru sormak isteyenler var mı? Sonra izleyicilerimizden soru alalım.
Yorum: I’d just like to build on the point about getting people see the world through someone else’s eyes, I think it could be that but I think it could also be jointly finding a way to see the world differently and I use one example from a country which I think is overcome tremendous intolerance in the past which is South Africa with the Apartide regime and the discussions that took place between Nelson Mandela and the previous minister of South Africa de Clerk and from people who were at these mediation negotiations have spoken to me the point of which they were able to break the deadlock between them was not when they were arguing over the what were the rights of one and what were the rights of other were when someone said “what kind of world do we want to create or what kind of country do we want to create for our children” and at that point they were able to find common ground and that was really the first point that they were able to come and to start to be more tolerant of each other to get the conciliation to bring South Africa forward.
Comment or any question?
Michael Vesper
Ali Koç
Teşekkür ederiz. Sayın Bayar sizin bir sorunuz vardı galiba.
Mehmet Ali Bayar
Abdel Raouf El Reedy
Madeleine Bunting
Thank you very much. I think Mr. Masuda also as a comment.
Tatsuo Masuda
Müsaade ederseniz iki tane soru alalım. Ondan sonra kapatalım.
Soru – Büyükelçi Özdem Sanberk: Çok teşekkür ederim Sayın Başkan. Ben panelistleri kutluyorum. Çok değerli açıklamalar yaptılar ve bizi aydınlattılar. Benim zihnimde olan bir soru var ki, o aydınlanmış değil. Ben bütün panelistlere soruyorum hatta şahsınızda size yöneltmek istiyorum bu soruyu. Acaba birlikte yaşamanın yani etnik, yahut farklı din, farklı dil grupları olan bir ülkede birlikte yaşamanın temelinde hoşgörü mü yatıyor, yatmalı mı? Acaba hoşgörü sağlıklı bir ölçüt müdür? Eğer ben sadece hoşgörüye göre kendi haklarımı savunacaksam devamlı olarak size bağımlı olmaz mıyım? Bu soru benim biraz kafamı karıştırdı. Uluslararası ilişkilerde de acaba hoşgörü mü tayin etmeli, yoksa devletler hukukuna riayet mi tayin etmeli? Bir ülke içinde huzurlu yaşamanın etnik gruplara sahip bir ülkenin içerisinde huzurlu yaşamanın temelinde hoşgörü mü yatmalı, yoksa yazılı veya yazılı olmayan anayasaların güvencesi altında olan haklar mı yatmalı? Bu sualime “evet haklar yatmalı” diyorlarsa o zaman kolektif haklara sahip olan grupların kendi dışındaki gruplar üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmamaları için ne yapılabilir? Benim anladığım kadarıyla sayın Özdem Sanberk şunu söylediler: Hoşgörüye mi inanacağız yoksa hukuka mı? Yani bir hukuk mu co-habitance’da bizim ilişkilerimizi düzenleyecek yoksa hoşgörü mü? Birbirimize hoşgörünün sınırı ne olacak?
Abdel Raouf El Reedy
Mehmet Ali Bayar
Ali Koç
Teşekkür ederim. Bayan Bunting.
Madeleine Bunting
Yorum – Zeynep Köksal: Ankara’dan katılıyorum. Pet Holding Strateji ve İş Geliştirme Müdürüyüm. Bugünkü toplantılar çok güzeldi, dinlemesi çok keyifli. Co-habitance yani birlikte yaşamaktan bahsediyoruz. Fakat sabahtan beri üç toplantıda da bir nokta eksik kaldı. Ben iş hayatına daha yeni girdim, belki biraz daha duygusal bakıyorum. Hiç sevgiden bahsetmedik. Birbirimize olan sevgiden. İnsanlara olan sevgiden. Sevgi bizi ayakta tutan bir şey. Ailemizi seviyoruz, toplumumuzu seviyoruz, dünyayı seviyoruz. Bu, bence bizim için en büyük unsur. Bizi bir araya getiren, insanları insan yapan en önemli etken. Bunu atladık. Belki dediğim gibi, ben olaya daha duygusal baktım. Birlikte yaşamanın mümkün olduğuna inanıyorum ve olabileceğine inanıyorum. Sevginin de bir çok şeyi çözebileceğine inanıyorum.
Oturumu kapatıyorum. Hepinize katılımınız için çok teşekkür ederim
|