| FORUM İSTANBUL 2005 - SONUÇ BİLDİRGESİ “2023 TÜRKİYE VİZYONU” 4-5-6 Mayıs 2005, Swissotel, İstanbul KÜRESEL ANLAMDA REKABETÇİ BİR BİLGİ EKONOMİSİ VE AVRUPA BİRLİĞİNE KATILIM YOLUNDA HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI Bu yıl yapılan Forum İstanbul, etkili bir bilgi ekonomisi inşa etme doğrultusunda devlet, özel sektör ve sivil toplum için politika ve eylem seçenekleri sunmaya yönelik çok taraflı bir diyalog ortamı sağladı. Forum’un temel amaçları, Türkiye’nin 3 Ekim 2005 tarihinde başlayacak olan Avrupa Birliği (AB)’ne katılım müzakerelerine hazırlanmasını desteklemek ve Cumhuriyetin kuruluşunun yüzüncü yılı olan 2023’ten önce sağlam bir bilgi toplumunun temel taşlarının geliştirilmesiydi. Aşağıdaki eylem çağrısı, Mehmet Öğütçü, Paul Atkinson ve Yusuf Işık tarafından hazırlanan taslak ve Forum’a katılanların tartışma ve değerlendirmeleri temelinde Forum İstanbul Enstitüsü’nün sorumluluğunda yayınlanmaktadır. 1. Günümüzün bilgi çağında, bilgi kilit ölçü haline gelmiştir. Endüstri çağından Bilgi Ekonomisi ve Bilgi Çağına çok hızlı bir geçiş olmuştur. Ekonomik faaliyet artan şekilde, bilhassa bilgi ve iletişim alanlarında bölgelerin, ülkelerin ve şirketlerin bilgiyi yönetme, bilim ve yeni teknolojileri bulup yayma yöntemlerinin şekillendirdiği uluslararası rekabete maruz kalmaktadır. 2. Bilgi Ekonomisinde, bilgi, işletmeler, organizasyonlar, bireyler ve toplumlar tarafından verimli bir biçimde oluşturulmakta, tedarik edilmekte, aktarılmakta ve kullanılmaktadır. Forumdaki katılımcılar, önümüzdeki on yıl dolayındaki dönemde Avrupa Birliği’nin tam üyesi olma yolunda dinamik bir ülke olan Türkiye’nin küresel ekonomik ortamda meydana gelen değişikliklere uyum sağlamak için kapasitesini takviye etmesi gerektiğini ve hızla büyüyen genç nüfusu için yüksek katma değerli işleri güvence altına almak amacıyla bilgiyi tedarik etmek, geliştirmek ve paylaşmak zorunda olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle AB 2010’a kadar tüm dünyada “en rekabetçi bilgiye dayalı ekonomi” olma yolunda gayret ederken, Çin gibi rakiplerin zaman içinde ister istemez aşındıracakları düşük maliyetli işgücünün yarattığı maliyet avantajlarına güvenmek büyük bir hata olur. 3. Tartışmalarda da açık şekilde görüldüğü üzere, Türkiye son yıllarda büyük adımlar atmıştır: enflasyon tek haneli rakamlara düştükçe ve gerçek faiz oranları hızlı bir biçimde azaldıkça iş ortamı daha istikrarlı bir hal aldı, ilk ve orta öğretim bir ölçüde güçlendirildi, inovasyonu desteklemek için kurumsal bir çerçeve geliştirildi ve özel sektörde uluslararası düzeyde rekabet gücüne sahip bilgi ve iletişim teknolojileri (BIT) sektörü ortaya çıktı. 4. Ancak daha yapılması gereken çok şey var. Örneğin, Dünya Ekonomi Forumu (WEF), rekabet gücü bakımından Türkiye’yi küresel anlamda bütün yeni AB üye ülkelerinin ve aday ülkelerin ardında 69. olarak derecelendirdi. Benzer şekilde , WEF Ağ Hazır Olma Endeksine göre Türkiye 104 ülke arasında 52. olarak derecelendirilmiştir. AB ile uygun biçimde bütünleşen rekabetçi ve bilgi tabanlı bir ekonomiyi geliştirmek kurumsal düzenlemeler ve Türk toplumunun bütün kesimlerinin uyumunu gerektirecektir. 5. Forum katılımcıları, bilgi ekonomisinin temellerinin genişletilmesi ve başarı yolunda beklentilerin geliştirilmesi için seçeneklerin karşılaştırılması ve tartışılması gereken konuların birçoğunu geniş bir yelpazede ortaya koydular. Bu tartışmalarda aşağıdaki şu hususlar ortaya çıktı: - ‘Bilgi toplumu’ yararlı bir ifadedir ancak bunun anlamını ve unsurlarını iyi kavrayarak, boş bir slogan haline getirilmemesine büyük özen gösterilmelidir. - Hükümet’in temel katkısı uygun bir çerçeve koşulları oluşturulması, altyapı ve insan sermayesine yatırım, enerji krizleri gibi dışsal olaylar ve baskılarla başetmeye yardımcı olmak ile sınırlıdır. Eylemleri ve yaratıcılıklarıyla ulusu ekonomik dinamizme ve refaha kavuşturacak olanlar insanlar, özellikle de yenilikçi insanlardır. - BİT’ni etkin bir biçimde kullanma yeteneği, bilgi ekonomisinin bir temel taşıdır. Türkiye, e-dönüşüm projesi, kapsamlı biçimde ve yalnızca BİT’nin yayılması ve alt yapıları için değil, aynı zamanda yaygın kullanımı sağlayacak önlemler temelinde de geliştirilmelidir. Bu çerçevede sayısal okur yazarlık, on-line güvenlik ve güvenin artırılması ve mümkün olan her durumda kamu hizmetlerini sayısal dağıtım yoluyla iyileştirilmesi yer almaktadır. - Bilgi ekonomisi, her gün daha fazla sektörü etkileyerek ve artan sayıda ülkeyi içine alarak küresel temelde hızla gelişmektedir. Avrupa’da, 2000 yılı Mart ayında AB Konseyi tarafından kabul edilen Lizbon Gündemi görünür eksikliklerine rağmen, değişen bir dünyada rekabetçi olarak kalma gereksiniminin teşhis edilmesinde gelecek eylemlerin bir çerçevesini oluşturmaktadır. Türkiye, kendisini AB katılım sürecine hazırlarken aynı zamanda yeni ortaklar ve esin kaynakları için AB ötesine de bakmalıdır. - Bilgi ekonomisinden yarar sağlamak için uluslararası ekonomiye tam katılım şarttır. Burada gerekli olan temel unsurlar yüksek katma değerli ve çeşitlenmiş ihracatı teşvik eden dışa açılma, doğrudan yabancı sermaye yatırımını daha fazla cazip hale getiren çabalar ve yüksek nitelikte kişilerin uluslararası hareketliliğini teşvik etmektir. - Hükümet, kendi üzerine düşen rolü etkin şekilde yerine getirmeli ve kamu politikalarında tutarlılık, bütünlük sağlamalıdır. Bu çerçevede yer alan unsurlar şunlardır: makro-ekonomik istikrarı devam ettirmek, girişimciliği teşvik etmek yolunda yasal ve hukuki çerçeveyi doğru çizmek, başarılı küçük ölçekli işletmelerin hızlı büyümesini desteklemek ve kamu sektörü reformuna devam etmek. - Bu şartlar yerine getirildiği takdirde, araştırma ve geliştirme alanındaki yatırım büyük bir getiri sağlayabilir. Ancak, bu tür yatırımların, amacının savurganlık değil büyüme yaratmak olduğu iyi anlaşılmalıdır. Başbakan Erdoğan Hükümetin TÜBİTAK’a 450 trilyon TL aktarma kararını hatırlattı. Aynı zamanda Türkiye’nin AB’nin 7. çerçeve programına katılacağını ilan etti. - Daha genel olarak bilim ve teknoloji ve bunları uygulama becerisi bilgi ekonomisinin dinamizmine katkıda bulunan inovasyonu desteklemektedir. Bunların potansiyellerinden tam olarak faydalanılması için, gelişmiş bir fikri mülkiyet sistemi yönetimi ile özel sektör ile bilim sistemi arasında güçlü bağlantılara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu bağlantılar yüksek öğretimle kamu araştırma kurumlarında gerçekleştirilen araştırmaların ticari alanda değerlendirilmesini kolaylaştırır. Fikri mülkiyetin korunmasının bilgi toplumunda inovasyon ve yaratıcılığı desteklemek açısından taşıdığı önem vurgulanmalıdır. - Türkiyen’in AB’ne katılıma hazırlanma sürecinde ihtiyaç duyulacak olan tarım sektörünün yeniden yapılanması ve modernleşmesinde bilim ve teknolojiye belirgin bir rol düşmektedir. Biyoteknoloji bu alanda önemli bir potansiyel sağlamakla birlikte, aynı zamanda bu konuda ihtiyatlı davranma gereği ve olası riskler de hesaba katılmalıdır. - Genç nüfusa yönelik yatırımların gerçekleşmemesi durumunda bu değerli varlık yükümlülüğe dönüşebilir. - Bilgi ekonomisinde verimliliğin rekabet gücünün ve nitelikli işlerin ana kaynağı güçlü insan kaynağıdır. - Türkiye’nin karşılaştığı sorunları çözme ve uluslararası ölçekte rekabet etme yeteneğini belirliyecek, olan faktörler Türk halkının eğitimi ve becerisi olacaktır. - Eğitim, bilim, enformasyon ve iletişimin, insan gelişimi, çabaları ve refahının temelinde yattığı görülmektedir. Bu teknolojilerin hızlı gelişimi, yüksek gelişme seviyelerine erişmek bakımından tümüyle yeni fırsatların kapısını açmaktadır. - BİT’nin amaç değil araç olarak görülmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Uygun şartlar altında, bu teknolojiler üretkenliği artıran, ekonomik büyüme, iş olanağı ve istihdam yaratan ve halkın yaşam kalitesini iyileştiren güçlü birer araç olabilirler. - Bilgi teknolojisinin yararlarının günümüzde sadece kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkeler arasında değil aynı zamanda uluslar ve toplumlar içinde de eşit olmayan biçimde dağıldığı vurgulanarak, bunun nimetlerinin adil paylaşımı çağrısında bulunuldu. Sayısal bölünmeyi herkes için sayısal bir fırsata dönüştürmek için güçlü bir siyasi irade gerektiğinin altı çizildi. - İnovasyon, başta küçük ve orta ölçekli işletmelerde olmak üzere etkinlik ve verimlilik artışı sağlayarak büyüme yaratan temel bir güçtür. Bu bakımdan, bilgi toplumunun gelişmesi hem kalkınmış hem de kalkınmakta olan ekonomilerde geniş tabanlı ekonomik büyüme için önemlidir. Üretken yatırımı teşvik eden ve özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmelere BİT’nin olanaklarından yararlanabilmek için gerekli olan değişiklikleri yapabilir hale getiren politikalar en faydalı politikalar şeklinde değerlendirildi. - Nüfusun belkemiği olan genç insanların, geleceğin işgücünü oluşturduğu, teknolojilerin önde gelen yaratıcıları ve ilk uygulayıcıları olduğu bir kez daha vurgulandı. Bu nedenle, genç insanlar, öğrenenler, geliştirenler, katkıda bulunanlar, girişimciler ve karar alıcılar olarak yetkilendirilmelidir. Özellikle, henüz teknolojilerin sağladığı fırsatlardan tam olarak faydalanmamış olan genç insanlar üzerine odaklanmamız gerekiyor. - Hanehalkları, özel sektör ve sivil toplum gibi unsurların tümünün bilgi ekonomisinin inşasında rolleri vardır. İnsan merkezli bir bilgi toplumu inşa etmenin, bütün paydaşlar arasında işbirliği ve partnerlik gerektiren ortak bir çaba yani devlet, özel sektör, sivil toplum ve uluslararası örgütler arasında dayanışmanın yeni bir biçimi olduğu görülüyor. - 2023’e kadar küresel birinci ligin basamaklarına katılmaya odaklı üst bir stratejik vizyon geliştirilmesi ve gerçekten kapsayıcı bir kamu – özel sektör ortaklığı geliştirilerek bu vizyonun tüm nüfusa yaygınlaştırılması üzerinde mutabık kalındı. - Son olarak, yeni, teknolojilerin ve inovasyonun çalışma yöntemlerimizi giderek değiştirdiği göz önüne alınarak, BİT’nin kullanımına elverişli, tüm uluslararası norm ve düzenlemelere uyan güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamının oluşturulması temel bir hedeftir. 6. Forum katılımcıları, Türkiye de bugüne kadar sağlanan gelişmenin hızla değişen dinamik dış ortama uymak için yeterli olmadığını saptadılar. Başbakan Erdoğan ileri bilgi ekonomilerini yakalama ve Türkiye’yi üstünlükleri ve potansiyeli temelinde konumlandırma gereğini vurguladı. Bu çerçevede iki önemli engele dikkat çekildi: Birincisi, pratikte bilginin kullanılması ve uygulanmasını teşvik eden tek bir uyumlu ve işlevsel yaklaşımla bütünleştirme konusunda devletin karşılaştığı güçlükler. İkincisi ise, özel girişimcileri, kamu kurumlarını ve sivil toplumu Türkiye’nin rekabet gücünü arttırmaya yönelik geniş ve amaca yönelik bir şekilde bir araya getirmek. 7. Dolayısıyla somut hedeflere odaklanılarak bir an evvel harekete geçilmesine ihtiyaç var. Forum İstanbul katılımcıları, tepeden inme plan ve vizyonlardan kaçınarak Türk halkının özgün beceri ve yeteneklerinin pozitif ve özgürleştirici önlemlerle değerlendirilmesinin önemini vurguladı. Aynı zamanda hükümet toplumun başlıca paydaşlarıyla geniş çaplı bir danışma süreci ışığında stratejik doğrultuları ortaya koymakta kilit bir role sahip olduğunun da altı önemle çizildi. Stratejik düzeydeki eylemler belirli genel ilkelere dayalı olmalıdır. Nedir bunlar: · Toplumda azami şeffaflık ve demokrasiyi talep etmek; bu tutum güç sahibi olanların tümünün ölçülü ve sorumlu davranmaları ile birlikte ifade, yenilik, rekabet ve geleneksel yöntem ve düşünceleri sorgulama özgürlüğünü kapsamalıdır. · Çoğalan servetin nimetlerini; varlıkların ve mülkiyetin daha geniş bir biçimde dağılımı yoluyla cömertçe yaygınlaştırmalıdır. · Hem özel sektörden hem de kamu sektöründen daha yüksek ve güvenilir kalitede kamu hizmeti ve ulusal alt yapı elde edilmesi sağlanmalıdır. · Türkiye’nin Asya’nın yeni ekonomik dev güçleriyle etkileşim açısından sahip olduğu ve AB’nin Türkiye’ye ihtiyacını arttıran bir faktör oluşturan üstünlüğü nedeniyle, başta bu bölgenin önümüzdeki on yılların büyük büyüme alanları olmak üzere, pazarlar, ortaklar ve iyi uygulama alanları için AB’nin ötesine de bakılmalıdır. 8. Bu hususlara ilaveten Forum katılımcıları: · AB müzakere sürecinin başlaması için mevcut reformlara devam edilmesinin ve Kıbrıs konusundaki protokolün imzalanmasının yeterli olduğunu teyit ettiler. Önümüzdeki yıllarda istikrar içinde büyümesini sürdürdüğü takdirde Türkiye üzerine AB ülkelerinde, özellikle ekonomik yük bakımından yapılan tartışmaların azalacağına dikkat çekildi. Bunun için de yapısal reform programının sürdürülmesi gereğine işaret edildi. · AB projesinin, dünya ülkeleri insani gelişmişlik sıralamasında Türkiye’nin üst sıralara hızla tırmanması için gerekli olduğu vurgulandı. · AB üyelik müzakereleri öncesinde artık siyasi ve ideolojik tartışmalardan süratle istihdam, ticaret, enerji, teknoloji, tarım gibi somut alanlara kayılması gereği dile getirildi. · Topluma, piyasalara ve dış aktörlere ülkenin gelecek istikameti konusunda etkili mesajlar yansıtacak bir iletişim stratejisi geliştirilmesine ihtiyaç bulunduğu belirtildi. 9. Daha somut olarak, bazı açılardan fazla iddialı olmakla birlikte, - bu dönemde Türkiye’nin karşı karşıya olmadığı – yaşlanan toplumlar gibi sorunlarla baş etmek için tasarlandığı halde Avrupa Birliği’nin Lizbon Gündemi’nin ve politika belirleyicileri için eyleme yönelik iyi bir kılavuzun pek çok unsurunu içerdiğini ortaya konuldu. Uygun olan durumlarda ilerlemenin kolayca izlenmesi için zamanla sınırlı sayısal hedefler belirlenmesi gerektiğine işaret edildi. · Büyük ve küçük tüm işletmelerin desteklenmesi politika tercihlerinin merkezine koyulmalıdır. İşletme ve inovasyon üzerindeki vergi ve düzenleyici yükleri sadeleştirmeli, daha yüksek kalitede dış yatırımı cezbetmelidir. · İlgili kamu tekelleri dahil, tüm tekelleri gözden geçirerek her alanda rekabeti azami noktaya çıkarmalıdır. Rekabet kurallarının adil biçimde ve farklılık olmaksızın uygulanmasını sağlamalı, devlet yardımcıları AB’ninkilerle tutarlı uygun düzeylere çekilmelidir. · Elektronik iletişim piyasaları için net bir düzenleyici çerçeve belirleyerek BİT’nin yaygınlaşması teşvik edilmelidir. · Eğitim ve yetiştirmeye kaynak ayırarak, azami düzeyde okur yazarlık ve sayısal yeteneği teşvik etmek için bilgi ekonomisi çerçevesinde herkese yaşam boyu öğrenme sağlamaya yönelik eğitim ve yetiştirme sistemleri benimsenmelidir. Sektörler arasında ve uluslarası düzeyde mobilitesini desteklemek ve kolaylaştırmak; aynı zamanda bireysel zihinlerin ve yenilikçilerin bir ülkeyi ileri götürdüğünü ve kısıtlanmaması gerektiğini hatırda tutmak önemlidir. · Araştırma ve geliştirmenin getirisini arttırmaya yönelik bir ortam sağlayarak, yeni teknolojileri destekleyerek ve Türkiye’yi en iyi beyinlerinin yaşaması ve çalışması için çekici kılarak inovasyonu tetiklemeleridir. · Yurtdışındaki Türk araştırmacıların Türkiye’deki bilimsel ve teknolojik gelişmeye katkıda bulunmasına olanak verecek ağlar oluşturulmalıdır. · Uyumlu ve tutarlı politika eylemleri için devlet, özel sektör ve sivil toplum düzeylerinde Türkiye’nin eşgüdüm mekanizmalarını güçlendirilmeli, hükümetin uygulama kapasitesini arttırmalı ve kamuda bu hayatı alanda eşgüdümün siyasi alan dahil en üst düzeyde ve tüm alanlarda gerçekleşmesini sağlayacak yapılanmayı oluşturmalıdır. 10. Yanılgıya düşmeyelim: Bilgi ekonomisi bir reçete değildir ama yakalamayı başarmamız durumunda bu aşama muazzam bir potansiyel taşıyor. Bilgi ekonomisi, üretim kalitesini yükselterek ve geliştirme, üretim ve pazarlama ağlarını bütünleştirerek rekabet gücümüzü arttırmak suretiyle belirleyici bir rol oynayacaktır. Daha da önemlisi bu doğrultudaki güçlü adımlar, Türkiye ekonomisinin yakınlaşma ve özel olarak AB, daha geniş çerçevede de küresel sistemle bütünleşmesini hızlandırarak AB’ne katılım çabalarına katkı sağlayacaktır. Türkiye’nin Lizbon hedeflerinin gerçekleşmesine katkısı bu doğrultuda çok önemlidir. 11. Önümüzdeki anahtar sorun, kimin neler yapacağı bunların hangi zaman diliminde gerçekleşeceği, eylemlerin etkin bir şekilde nasıl hayata geçeceği konularında görüş birliğine varmak ve daha önemlisi gerekli insan kaynağı ve kurumsal kapasiteyi oluşturmakta düğümlenmektedir. Forum İstanbul bu eylem çağrısında yer alan hususları özenle takip etmeye, gerekli geniş tabanlı uzlaşıyı sağlamaya ve politika yapıcılara yol göstermeye devam edecektir. |