Forum İstanbul Yıllık Konferanslar Yıllık Konferanslar Forum İstanbul Ödülleri Yayınlarımız Forum Fakülte
Sponsorlarımız
Basında Forum İstanbul
Bize Ulaşın

Roller Değişiyor ve Bu Çok Önemli bir Gelişme


Şayet beklenmedik olumlu gelişmeler yaşanmazsa dünya ekonomisi 2008'de geçen yılı mumla arayabilir. Yavaşlayacak büyümeyi bir nebze de olsa yeniden canlandıracak başlıca motorlar Çin, Hindistan ve diğer yükselmekte olan ekonomiler olacak gibi; geçmişin ABD, Batı Avrupa ve Japonya öncülüğündeki küresel canlanma efsanesi artık geride kaldı diyebiliriz.

Mehmet Öğütçü, yurtdışında ismi iyi bilinen bir ekonomist. Öğütçü'yü kimi zaman Türkiye'nin geleceğinin tartışıldığı forumlarda konuşmacı olarak izliyoruz, kimi zaman da Dolar-Avro paritesi ve petrol fiyatlarının seyri konusunda yazılarından takip ediyoruz. Uluslararası alanda, OECD'de Üye Olmayan Ülkelerle İlişkiler ve Uluslararası Küresel Yatırım Forumu Başkanlığı gibi önemli görevler üstlenmiş, birçok kurumda üst düzey yönetici olarak çalışmış bir iktisatçı olan Öğütçü, 2008 için pek umutlu değil, en azından 2007'den daha parlak olmayacağını düşünüyor.Halen, merkezi Londra'da bulunan çokuluslu bir şirketin üst düzey yöneticisi olarak görev yapan ve University of Dundee, London School of Economics Executive Programme ve London School of Oriental and African Studies'de Çin, Hindistan, Avrasya ve Ortadoğu üzerine enerji ekonomisi ve jeopolitiği ile uluslararası yatırım stratejileri dersleri veren Öğütçü'ye, elektronik posta ile ulaştık ve 2008'de küresel düzeyde işlerin yolunda gidip gitmeyeceğini sorduk.

“Küreselleşme öylesine süratle eviriliyor ki, başlangıçta kendisine atfedilen anlamını bile yitiriyor. Teknoloji, ulaşım ve bilginin sınır tanımazlığı sayesinde dünya ticareti, yatırımları, bilgi ekonomisi, kültürel değerleri tek pazara hizmet eder hale getirildi. İnsanlar, bir yandan geçmişte olduğundan daha yakın hale gelirken öbür yandan kimliğe dayalı ayrışmalarda keskinleşti. Tek tip tüketici insan yaratma çabası tutmadı, ters tepiyor. Küreselleşmenin kazanandan daha fazla kaybeden yarattığı ve yaratmaya devam ettiği artık bilinen bir gerçek. Dünya, uzun yıllar, nalıncı keseri gibi hep dünya ekonomisinin en önemli üç sacayağı olan ABD, AB ve Japonya ekonomilerinin menfaatleri için çalıştı, hâlâ da çalışıyor. Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası, IMF ve OECD de bu sürecin genişlemesi, daha da yayılması için gerekli kurumsal desteği, teknik yardımları, ideolojik kanıtları sağladı. Yine de Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek lazım; küreselleşme süreci dünyada, özellikle de Asya'da, yoksulluğun azaltılmasına çok ciddi katkılar sağladı, sağlıyor. Yani küreselleşme ne şeytan ne de melek. Yine de süreci başlatanlar bile, artık onu kontrol edemediklerinden şikayetçiler.”

Konumuz küresel ekonominin nasıl davranabileceği olunca, Öğütçü, küreselleşmeden ne anladığını, yukarıdaki sözleriyle anlatarak başlıyor söyleşimize. Küreselleşmenin son sürat devam ederken, bir yandan da zaman zaman şerit değiştirdiğini ve “direksiyonda kimin oturduğunu” görmenin zorlaştığını ifade eden Öğütçü, “şoförü ve gittiği yolu ne kadar erken görürsek kendimize de o ölçüde isabetli bir konum sağlar, avantajlarından yararlanırken olumsuz yönlerimizi de törpüleriz” diyor.

Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in oluşturduğu, BRIC olarak anılan yeni bir ekonomik güç merkezinin, önümüzdeki otuz yıl zarfında G-7 ülkelerinin toplam GSMH'sini geçmesinin öngörüldüğü bir dönemde yaşadığımızın altını çizen Öğütçü, BRIC ülkelerinin çokuluslu firmalarının giderek güçlendiklerini ve sadece Üçüncü Dünya'da değil, OECD ülkelerinde bile rekabet gücüne sahip ciddi ekonomik varlık gösterebildiklerini söylüyor. Bu nedenle de kendi değer sistemlerini yaratan bir özgüvenle birlikte daha belirgin şekilde öne çıkarabildiklerini söyleyen Öğütçü, “Adam Smith'in görünmez eli artık Konfüçyüs, Taoizm ve Budizm ile el sıkışmak zorunda” diyerek, küresel ekonomideki güç dengesinin nasıl değiştiğinin iyi okunması gerektiğini ifade ediyor.


Öğütçü'ye göre; Latin Amerika'daki sol düşünceye kayış, diğer yandan dünyanın her yerindeki milliyetçiliğin ve siyasi İslam'ın yükselişi, Afrika'nın NEPAD ile kendi kaderine hükmetme iradesi, Rusya ve diğer enerji zengini ülkelerin ulusal kaynaklar üzerinde stratejik denetim kurma çabaları, Suudi Arabistan'ın yüzünü Doğu Asya'ya dönmesi, fiangay İşbirliği Örgütü'nün Çin, Rusya, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgazistan'ın yanı sıra halen gözlemci statüsündeki İran, Pakistan ve Hindistan'ı da saşarına katma planları, hep küreselleşmede yaşanan, yaşanacak değişimlerin yansıması, öncü işaretleri.

2008'e ait öngörüler söz konusu olduğundaysa, Mehmet Öğütçü, 2008'de yüksek enşasyonlu bir durgunluğun olacağı endişelerini, “fiayet beklenmedik olumlu gelişmeler yaşanmazsa dünya ekonomisi 2008'de geçen yılı mumla arayabilir. Yavaşlayacak büyümeyi yeniden canlandıracak başlıca motorlar Çin, Hindistan ve diğer yükselmekte olan ekonomiler olacak gibi; geçmişin ABD, Batı Avrupa ve Japonya öncülüğündeki küresel canlanma efsanesi artık geride kaldı diyebiliriz” diyerek yanıtlıyor. 2007'de yüzde 5,2 civarında gerçekleşmesi beklenen küresel ekonomik büyümenin, bu yıl yüzde 4,8'e gerileyeceğini ve ABD'nin tehlike bölgesine doğru hızla ilerlediğinin altını çizen Öğütçü, bu yılın ilk yarısında ABD'nin büyüme hızının yüzde 1,9'a ulaşamayacağı kanaatinde. Bu nedenle ABD'nin ve küresel ekonominin, yeni bir şoka açık pozisyonda olduğunu vurgulayan Öğütçü, “Nitekim geçen ağustos ayından bu yana tanık olduğumuz finans piyasalarındaki gerilim, enşasyonist baskılar, kırılgan petrol piyasaları ve yükselmekte olan piyasalara yönelik döviz akışının artışı, küresel yavaşlamayı daha da derinleştirmeye başladı” diyor.

Türkiye'nin en büyük ticari ortağı olan AB bölgesinde ise işler biraz daha farklı... Öğütçü, “Tek Pazar Programı”nın, AB alanında rekabeti güçlendirdiğini, işsizliğin azalma eğiliminde olduğunu ve verimlilik artışında yükseliş gözlendiğini söylerken, bir yandan da kişi başına GSMH'deki açığın hızla büyüdüğünün altını çiziyor. Öğütçü, OECD ülkelerinin ortalama yüzde 2,3'lük büyüme öngörüsüne karşılık Çin'in yüzde 11,2'lik büyüme potansiyelinin de bu nedenle dikkatli incelenmesi gerektiğini düşünüyor. Geçtiğimiz aylarda Pekin'i ziyaret eden Amerikan Hazine Bakanı'nın, Çin Başbakan Yardımcısı Wu Yi'den yediği “FED'in faiz indirimleri ve doların zayışaması hem Çin hem de dünya ekonomisini tehdit ediyor; düzeltici önlemlerin geciktirmeyin” fırçasını da, bir anlamda bunun işaretlerinden birisi olarak değerlendiren Öğütçü, “Roller değişiyor ve bu çok önemli bir gelişme” diyor.

“Türkiye'nin devasa cari açığını dengeleyen yabancı sermaye girişi, 2008'deki küresel çalkantılardan etkilenebilir mi” sorusunu ise Öğütçü, “Eğer bir ülkede yerli yatırımcılar kendi ülkelerine yatırım yapmakta istekli değilse ve denizaşırı Türk yatırımları yükselmeye devam ediyorsa, yabancı yatırımcı gelip neden yatırım yapsın ki?  Bu, sadece bir koşulda olur ki yabancı yatırımcı yüksek riske girerek kısa vadede yüksek getiri sağlama arayışı durumunda olursa... Bu tip bir doğrudan yabancı sermaye yatırımı, Türkiye'nin işine gelecek bir yatırım olamaz. Türkiye'nin uzun dönemli düşünen, planlar içinde olan 'kaliteli' yabancı sermayeye ihtiyacı var. Böyle bir yatırım da istihdam yaratacak, yeni finansman getirecek, yeni teknolojiler sağlayacak bir yabancı sermaye yatırımı olmalı. Bu tip bir yabancı sermaye yatırımı aynı zamanda Türk girişimcilerin, işadamlarının uluslararası piyasalarla daha fazlabütünleşmesini sağlayacaktır” sözleriyle yanıtlıyor. Türkiye'nin, belki de ilk kez, doğrudan yabancı sermaye yatırımları nı artırmak ve teşvik etmek yönünde sistematik bir yaklaşım uyguladığını vurgulayan Öğütçü, bu uygulamaların sadece yabancı yatırımcının değil, Türkiye'deki iş dünyasının da önemli desteğini alarak ilerlediğini hatırlatıyor. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını daha ileri noktalara götürmenin yolununsa sadece yatırım iklimini olumlu anlamda iyileştirmeye bağlı olamayacağına dikkat çeken Öğütçü, yabancı sermaye rakamının büyümesinin özelleştirmenin rotasına, ülke içi ve sınır ötesi birleşme ve satın almaların hızına, enerji ve iletişim sektörlerinde yasal mevzuatın iyileştirilmesine ve yeni düzenlemelerin yapılmasına, IMF programının başarısına ve AB müzakere sürecinde ilerleme sağlanmasına sıkı sıkıya bağlı olduğunun da unutulmaması gerektiğine inanıyor.

Mehmet Öğütçü'ye, son olarak, küresel ekonomiyi yönlendiren en önemli etmenlerden olan enerji fiyatlarının yüksekliğini ve bunun 2008'i nasıl etkileyebileceğini sorduk. “Küresel ekonominin belirleyici faktörlerinden birisi petroldür. Petrol fiyatlarının biraz gevşemesi mümkün ancak yüksek düzeyinden irtifa kaybetmesi beklenmiyor. Bence bu yıl yüz dolar psikolojik eşiğini aşacağız. Küresel petrol piyasaları arz kısıtlaması, yedek kapasite eksikliği ve jeopolitik şoklar nedeniyle daha yüksek enşasyonu körükleyecek fiyat artışlarına gebe olmaya devam edecek. Doların mevcut zayıf hali devam ederse ve Asya küresel büyümenin motoru olma rolünü bihakkın oynarsa, fiyat tırmanışının sürmesini beklemek gerekiyor” diyerek sorumuzu yanıtlayan Öğütçü, yine de saydıklarının çoğunun da aslında konjonktürel etmenler olduğunu ve dünya petrol piyasasını yerinden oynatan asıl nedenlerin, arz-talep arasındaki uçurumun giderek büyümesi, yeterince yeni üretim sahalarına yatırım yapılmaması, alternatif yakıtlara yönelişin hızlanması ve jeopolitik güç kaymasının yaşanması olarak değerlendiriyor.


“Süratle yükselen petrol ve doğal gaz fiyatları, petrol ihracatçılarının talep, ithalatçılarının arz güvenliği kaygısı, çok uluslu petrol şirketlerinin artan ölçüde ulusal petrol şirketlerine zemin kaybetmesi, transit ülkelerin kilit konuma yükselişi ile belirlenen dünya enerji savaşlarının kızıştığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu gelişmeler, küresel ligdeki ister tüketici ister üretici ister yatırımcı ister transit olsun hemen her ülkeyi kendi 'ulusal enerji devleri'ni oluşturma ya da olanları güçlendirme yönünde teşvik ediyor. Böylesi gelişmeler yaşanırken doğu-batı ve kuzeygüney enerji koridoru üzerinde yer alan, bölgesinin enerji koridoru, terminali olma iddiasındaki Türkiye'nin de enerji dünyasındaki bu kıyası- ya süre giden rekabette varlığını sürdürebilmesi, daha ileri gidebilmesiiçin güçlü, etkin bir enerji şampiyonu yaratmaya ihtiyacı olduğuna kuvvetle inanıyorum” diyen Öğütçü, büyük bir enerji şirketi oluşturmak için ilk adımınsa eldeki envanteri net şekilde ortaya koymak olduğunu söylüyor. Öğütçü, bir hayli kısaltarak yayımlamak zorunda kaldığımız bu söyleşiyi, “Onun için diyorum ki, ülkemizde de artık Brüksel ya da Washington'da çizilmiş yol haritalarından ziyade, dünyadaki etkisi önümüzdeki dönemde daha da fazla hissedilecek bu yeni dönüşümü de hesaba katacak şekilde, toplumsal boyutu ihmal edilmeyen yeni bir ekonomik ve siyasi gündemin rotasını kendimiz çizmek zorundayız,gelecek kuşak için” sözleriyle sonlandırdı.

Teşvikiye Cad. Sadun Apt. No: 105/6 İstanbul

Telefon: +90 (212) 227 61 52/53/54 +90 (212) 261 57 39 Faks: +90 (212) 227 61 44

Copyright © 2005 , forum istanbul

Powered by VediusCMS